Osmancık benim için dönüm noktalarımdan biri oldu. Gerçekten etkilendim; tarihin edebiyatla, yorumla, romanla birleştirilmesi -asla yerini tutamayacak olsa da- olayları o zamanın ve kişilerin bakış açısından görebilmeyi sağlıyormuş. Ve üzüldüm, kendi tarihimden uzak kalmış olmama ve bunu fark edemememe.. ve "cihân devletini kuran irâde, şuûr ve karakter"i gerçek manada idrak edememiş olmama..
Tarih ile roman çoğunlukla birbirine paralel gitse de, tabii ki, yazarın kendi yorumunu kattığı ve bu şekilde romana renklendirdiği yerler de var. Kendisinin de dediği gibi: "Ben yola bir görüşü veya yorumu savunmak veya aşılamak için çıkmadım. Bunu hiçbir romanında yapmadım. Sadece konuyu anlama ve anlatmaya çalıştım. Anladığım gibi anlatmaya çalıştım." Ve Tarık Buğra'nın yazım biçimi ilk başta bana çok farklı gelse de, sonra oldukça akıcı gitmeye başladı.
Ayrıca sadece tarih derslerinden ve tarih kitaplarından öğrendiğim bu dönemlerin de bir sosyal hayatı olduğu gerçeğini tekrar hatırlamamı sağladı. Romanda bu kısımları okurken merak ettiğim bazı olayları araştırdığımda, daha önce hiç duymadığım hikayeleri öğrenmiş oldum.
#232819546#232926637Tarık Buğra'dan okuduğum ilk romandı, devamının da geleceğini düşünüyorum.
2024
❝Ve, en değerli olan şey, ötelere yol açmak, yön vermektir.
Ve, ötelere giden yollarda, daha sonra gelenlerin yol sürmelerini sağlayacak bir konak kurabilmektir.❞
Abdullah'ın sesinde korku -hiç- yoktu.
Abdullah'ın sesinde umudu, sığınışı, avuntuyu.. ölümle karşı karşıya gelmişliği düşündürecek bir şeyler de yoktu; Abdullah'ın sesinde en büyük gerçeği, tek gerçeği, yücelten, onurlandıran, yaşamış olmayı meşrûlaştıran gerçeği tekrarlayan inanç ve idrâk vardı.
❝Düşünce ağırlaştı mı, insan hiç sanır. Ben öyle sanırım. Konuşmak kolay.. düşünmeyen, derdi olmayan, bir meseleyi derd edinmeyen, hiç demez; konuşur.❞