❝Burada her şey, tek başına konmuş zârif bir küçük şişenin tatlı mavisi, kırmızı ipek bir püskül, siyah kadifelerin arasında gizlenmiş ampulün yumuşak ziyası, bir gümüşün parıltısı...❞
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Izdırabın verdiği intibah zamanlarında, kendi kendini aldatmak, başkalarını kandırmak kadar basit değildir ve insan kendi içindeki adaletten ürkmeye başlar.
Belki de bu, gizli kararları belli etmesinden korkulan gözleri serbest bırakmak içindi; belki de bunun için başını başka tarafa çevirmişti ve bugünkü gibi korkarak uzaklaşmıştı.
❝Heidegger, Tekniğe İlişkin Soruşturma'da Yunanca'daki aletheia kavramına ilgi çekici bir bakış fırlatır: Lethe sözcüğü Yunan dilinde 'unutuş' anlamına gelmektedir, alethes ise 'hakiki, doğru'. Anlaşılan o ki, hakiki bir Yunanlı olan Platon (Eflatun)'a göre de alethes, esasında 'anımsanmış anlamına geliyordu; ve doğruluk yani hakikat, ister hatırda olsun ister unutulmuş, her zaman varlık hâlindeydi. ❞
İlk başta sayfa sayısından gözüm korkmuş olsa da kitabın diyaloglardan oluşması ve sade, basit bir dil kullanılması rahat bir şekilde okumamı sağladı. Kitabın diyaloglardan oluşmasının bir sebebi de, Sokrates'in ünlü Maiotik Yöntem'i: İroni ile soru sorar ve kişinin akıl yürütme ile cevabı bulmasını sağlar.
Yazarı Platon (Eflatun) olsa da, asıl ön plana çıkan Sokrates'in ve mecliste bulunan diğer filozofların tartışmaları. Adalet üzerine konuşmakla başlıyorlar; adalet nedir, adaletli insan mı yoksa adaletsiz insan mı mutludur? Bu sorulara direkt yanıt bulamayacaklarını fark edince Sokrates ortaya bir fikir atıyor, bireyde adaletin bulunmasının zor olduğunu ve bu yüzden iyi kurulmuş bir #k:252489te adaleti yakalayıp bunu bireye uyarlamanın mümkün olabileceğini söylüyor.
İdeal #k:252489i inceleyebilmek için de onu aşama aşama oluşturmaya başlıyor. Önce insanlar var, ihtiyaçlarını karşılayabilmek için farklı görevler üstleniyorlar, bunları yönetecek bir koruyucu olması gerekiyor, eğitim ve sosyal hayatı düzenliyorlar gibi gibi. İnsanların belirli cevherlere sahip olduğunu, ve herkesin kim olursa olsun kendisine en uygun olan işi yapması gerektiğini söylüyor. Yapması adaleti ve devleti adil kılıyor, yapmaması ise tersine adaletsizliği ve devletin sonunu getiriyor. Yine sosyal hayat ile ilgili düşüncelerinden biri, çocukların ortak olması gerektiği. Hepsi işini bilen bakıcıların gözetiminde aynı
Ruhun ölümsüzlüğüne ve; iyi ve kötü eylemleri yapma yetkisine sahip olduğuna siz de benim gibi inanırsanız, hep birlikte bizi göklere taşıyacak yolu yürürüz, şartlar nasıl olursa olsun adalet ve bilgelik yolundan ayrılmayız. Böylelikle kendi aramızda da tanrılarla da barış hâlinde yaşamakla kalmaz; tıpkı müsabakaları kazanan kişilere dostlarından birçok armağanlar gelmesi gibi, biz de adaletli olmanın mükâfatını önünde sonunda kazanırız. İşte o zaman hem bu dünyada yaşarken mutlu oluruz, hem de anlattığımız o bin yıl sürecek olan yolculuğu yaparken.
~