Annemin büyüdüğü topraklarda annemin büyüdüğü zamanlarda kadınlar, ömürlerinin herhangi bir akşamı kocaları ve çocukları eve geldiğinde yemek hazır olmadığı taktirde dünyanın başlarına yıkılacağına dair batıl bir inanca saplanıp kalmışlardı. Bu inanç küçük yaştan itibaren onlara öyle inceden ve öyle derinden aşılanıyordu ki, ne kadar asılsız olduğunu bilirlerse bilsinler bu korkuyu içlerinden söküp atamıyorlardı. Bu nedenle, ömürlerinin her gününü kendileri gibi yemek yaparak geçirmeyen kadınlara karşı önlenemez bir hınç besler olmuşlardı. Bu kadınlar yüzünden, içinde birlikte yaşadıkları dünyanın sonunun geleceği endişesi onları yiyip bitiriyordu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Varlığım kimilerini çok incitiyor. Bu yüzden hep, hafif olmak istedim. Ayaklarımı yere bir kar tanesi kadar hafif basmak. Ayaklarımı yere basmıyormuş gibi basmak.
“Aradığın için bulamıyorsun. İnsan ararsa bulamaz,” demişti Reis. “Peşinden koşarsan kaçar. Ama ondan vazgeçersen, aramayı kesersen, o gelip bulur seni. Onu beklemediğin zaman, omzuna konar.”
Hepimiz ama hepimiz, kendimizi, annemize rağmen olabildiğimiz kişi için kutlamalıyız. Özellikle de kız çocukları. Hayattaki en büyük başarımız, annemize rağmen ‘biri’ olmayı başarabilmektir. Bunu ne kertede başarabilirsek o derece ‘biri’yizdir. ‘Böyle yapma, bak anneni üzüyorsun,’ derler bizde. Halbuki kendisi üzgün olmayan hiçbir çocuk annesini üzmez. Çocuğun neden üzgün olduğunu sormayan toplumlar, neden roman okusun? Aforoz edilmeyeceğim romanları da ben yazmayacağım.