O zaman artık biliyoruz ki yas, kavrulmuş kumların üzerine beklenen sağanak yağmur gibi, bir hastalık değil, insan ruhunun ezelden gelen ilkel bir yasasıdır. O bizim bir yaşam biçimi olarak sevme mücadelemizde, taşıdığımız kayıpların taze yaraları için doğuştan gelen pansumanımızdır.
Yas tutmamak ilahi olana ve kendi kalbimize yönelik şiddettir, özellikle de ölüye. Özlediğimiz kişiye methiyeler düzerek onu anmazsak bizde bir açıdan ölmüş oluruz.