Aylak Adam, aşkı arayan ama bulmak istemeyen, isteklerinden ziyade, kimsenin uyamayacağını bildiği şartları olan çelişkili biridir. C., aşkı arar gibi görünür ama aslında aradığı şey, bir imkansızdır, bağları olmayan, köksüz, toplumdan uzak biri. Toplumu ve onun kurallarını da reddeder gibi görünür; onlara benzemek istemez, kurallarına uymayı kabul etmez. Ancak buna rağmen insanları, onların yaşamlarını, evli mi bekâr mı olduklarını, ne iş yaptıklarını ya da nasıl yaşadıklarını düşünmeden de duramaz.
Bu yüzden roman, aslında bir “bulma” hikâyesi değil; eksik kalmayı seçen birinin, hem tamamlanmayı isteyip hem de tamamlanmayı sürekli bozan iç çatışmasının hikâyesidir.
Varoluşçuluk açısından bakıldığında ise C., hazır bir anlamın içinde yaşamayı reddeden ama kendi anlamını da kuramayan biridir. Özgürlük arayışı, seçim yapabilme gücünden çok seçim yapamamanın yarattığı sıkışma hâline dönüşür; bu da onu hem insanlara hem kendine yabancılaştıran temel gerilimi oluşturur.
Edebiyatı, iç çatışmaları sevenler severek okuyacaktır.