127 sayfalık bir kitaba ne kadar sevgisizlik, ilgisizlik, ötekileştirme ve küçümseme sığdırılabilir? Mine Söğüt imkansızı başarmış. İstismar edilmiş çocukların kendi hayal dünyalarını kurmaları ile gerçek ve hayali birbirine karıştırmalarını akıcı bir dille okuyoruz.. Mine Söğüt'ün gizemli ve çarpıcı dilini çok sevdim. Öyle ki bir gecede bitirmek istemedim, ertesi güne bıraktım.. İyi ki okumuşum dediğim kitaplar arasına girdi..
O zaman artık biliyoruz ki yas, kavrulmuş kumların üzerine beklenen sağanak yağmur gibi, bir hastalık değil, insan ruhunun ezelden gelen ilkel bir yasasıdır. O bizim bir yaşam biçimi olarak sevme mücadelemizde, taşıdığımız kayıpların taze yaraları için doğuştan gelen pansumanımızdır.
Yas tutmamak ilahi olana ve kendi kalbimize yönelik şiddettir, özellikle de ölüye. Özlediğimiz kişiye methiyeler düzerek onu anmazsak bizde bir açıdan ölmüş oluruz.