Ayşegül İçelli

Ayşegül İçelli
Yaşamın iki saati, iki sayfa yazıdan yeğdir demeyin, yazı daha fakir ama daha açıktır.
Sayfa 64 - Timaş Yayınları
1000Kitap
Reklam
Nedense artık sana, sadece bizi, dünyanın kalabalığı ortasında bizi, sadece bizi ilgilendiren konular dışında hiçbir şey yazamıyorum. Yabancı olan her şey yaban geliyor. Haksızlık bu! Kekeliyorum, yüzüm koynuna yaslanmış.
Sayfa 118 - Timaş Yayınları
1000Kitap
Ve gece yazdığın mektup orada işte, nasıl okunabileceğini aklım almıyor, bir göğüs havayı solumak için böyle nasıl daralıp genişliyor, aklım almıyor, senden nasıl uzak kalınır, aklım almıyor.
Timaş Yayınları
Aşk
Önce cuma günkü mektubunu, ardından da cuma gecesi yazdığını aldım. İlki çok kederliydi, istasyondaki yüzün gibi, aslında konusundan dolayı değildi öyle çok kederli oluşu, eskimiş olmasındandı, her şeyin geçmişte kalmasından, birlikte ormana gidişimiz, varoş mahallelerde birlikte yürüşümüzün... Aslında geçmişte kalmadı; taşlı sokaktan yukarı dosdoğru, birlikte yürüyüşümüz, akşam güneşinde bulvardan geri dönüşümüz devam ediyor...
Sayfa 109 - Timaş Yayınları
Alıntı
Karşımdaki bey Nârodni Listy' nin geçen pazarki sayısını okuyordu, Orada Rúzena Jesenskâ' nın bir yazısını gördüm, gazeteyi istedim, öylesine okumaya başladım, bıraktım ve senin istasyonda vedalaşırkenki yüzünle oturdum. Orada, peronda olan şey daha önce hiç görmediğim bir doğa olayıydı: Bulutların arasından sızan bir güneş ışığı değil, kendiliğinden sönük bir güneş ışığı. Daha ne söyleyeyim? Boğazım söz dinlemiyor, ellerim söz dinlemiyor.
Sayfa 105 - Timaş Yayınları
Aşk
Reklam