Bu şekilde doğan rüya zaten bir uzlaşı yapısıdır. Çift işlevi vardır, bir taraftan benliğe uyumludur çünkü uykuyu bölen uyarıcıdan kurtularak uyku isteğine hizmet eder, diğer tataftan ise isteğin varsanısal tatmini biçiminde bastırılmış içgüdüsel dürtülerin tatminine ulaşmasına fırsat verir. Uyuyan egonun izin verdiği rüyanın bütün oluşum süreci sansüre tabidir, bu hâlâ çalışır hâlde bulunan bastırma duygusundan arta kalanlarla gerçekleşir.
Başlangıç olarak: Uyuma isteği ve dış dünyadan kasıtlı uzaklaşma. Daha sonra, zihinsel donanım için bunun iki sonucu oluşur: Öncelikle, daha eski ve daha ilkel bit çalışma yönteminin devreye girme ihtimali - geri çekilme, ikinci olarak, bilinç dışının üzerindeki baskının azalmasıyla direncin azalması. Bu son faktörün sonucu olarak rüya oluşum ihtimali doğmaktadır ve bu durum tetikleyici unsurlar, yani aktif hâle geçen iç ve dış uyarıcılar tarafından avantaj olarak kullanılır.
Geceleri zihinsel yaşantının kendini gerçekliğe kapatması ve bunu mümkün kılan ilkel işleyişe gerilemesi, istek güdümlü içgüdüsel tatminin o anda gerçekleşiyormuş gibi varsanısal biçimde deneyimlenmesini sağlar. Yine bu aynı gerilemenin sonucu olarak fikirler rüyada görsel resimlere dönüşür: Gizli rüya düşünceleri, demek oluyor ki dramatize ediliyor ve görselleştiriliyor.
Çünkü şuna hiç şüphe yoktur: Bu bilinç dışı dürtü rüyanın asıl yaratıcısıdır, tüya oluşumu için psişik enerjiyi üretendir. Diğer içgüdüsel dürtüler gibi, kendi tahmini dışında başka hiçbir şeye açlıköç çekmez, ayrıca rüya yorumlamadaki deneyimlerimiz bütün rüyaların mantığının bu olduğunu göstermektedir.