Ve o bu satırlardaki kelimeleri vakit vakit bir sabah yıldızının belirsiz bir ışığı gibi ince, felaketin gözleri kadar keskin, yalanın dudakları kadar yumuşak ve bir çocuk rüyası kadar tatlı sesler veren kelimeleri gözlerinin kenarındaki derin çizgilerden işledi.
Her şeyi hayattan uzaklaştıran, hiçbir zaman yenilmeyen dehşetli bir kudretleri olduğu halde mütevazi ve kibardılar. Ne gururdan doğan bir süs, ne kendini beğenmeyi gösteren bir ses...