Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2020 19:09
Yazarımız Sabahattin Ali'nin ilk öykü kitabı olmakla birlikte, Değirmen birbirinden güzel ve sürükleyici öykülerden oluşuyor. Kitabımız aynı ismi taşıyan ilk öyküsüyle okuyucuları üzerinde derin izler bırakarak başlıyor. Her bir öykünün içinde birbirinden farklı hayatlara konuk oluyor insan. Bir öykü biter bitmez acaba sırada ne var diyeceğiniz bir klâsik. Okudukça okuyası geliyor insanın. Sabahattin Ali ve öykü severlere tavsiye edebileceğim, bir yandan kahvenizi yudumlarken aynı zamanda sizlere eşlik edecek güzel bir kitap.
1000Kitap
DeğirmenSabahattin Ali · Parola Yayınları · 201955,8bin okunma
6/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2021 217. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2021 13:17
Bazı hikayeler kalbinize dokunur. Bu kitapta böyle kalbinize dokunabilecek birçok hikaye var. Ben en çok "Değirmen" hikayesini sevdim. Diğerleri de etkileyiciydi. Öyle ki hikayeleri geçerken durup düşünmek ihtiyacı hissettim. Ayrıca sabahattin ali toplum sorunlarını, özellikle köylünün güç durumunu, rüşvet ve adaletsizliği olanca gerçekliğiyle ve acımasızlığıyla yansıtıyor. Ne var ki, herkes için -belki benim için de- okuması kolay bir kitap olmayabilir. Okumasının zorluğu sıkıcı olmasından değil. Aksine hikayeler kısa kısa ve akıcı. Yalnız bütün hikayeler hayatın olumsuz yanlarını ele almış. Bu yüzden okuyucuya boğucu gelebilir. Bana da bu noktada ruhen biraz yorucu geldi. 6/10
DeğirmenSabahattin Ali · Parola Yayınları · 201955,8bin okunma
5/10
·128 syf.·
2019 49. kitabı
Sabahattin Ali'nin ilk öykü kitabı olan, adını içindeki ilk ve belki en iyi öykülerden biri olan Değirmen'den alan bu eser, tam da baş ucu kitabı olmuş. Yatmadan önce ele alınıp tam bir öykü okumalık. Kitap 3 kısımdan oluşuyor. Özellikle 2. Kısımdaki öyküleri yetersiz bulsam da Sabahattin Ali'nin aşırı naif önsözünü okuduktan sonra hiçbir olumsuz eleştiri yapamıyorum :) Benim favori öykümse "Kırlangıçlar" oldu. Merak edenler için yazarın Önsözü bu; "Şiir ve hikayelerim arasında, yazmış olmaktan utanacağım kadar kötüleri olduğunu biliyorum. Bunların bir kısmının çocuk denecek yaşta yazılmış olmaları bence bir mazeret değildir; çünkü bu çeşit bir yazıyı bugün herhangi bir imzanın üstünde görsem, sahibini ıslah olmaz bir zevksizlik ve tam istidatsızlıkla suçlandırmakta tereddüt etmem. Bunların, benim sa'nat hayatımın gelişmesini göstermesi bakımından, sadece kendim için bir ehemmiyeti vardır ki, bu da onları başkalarına okutmak için bir sebep olamaz. Buna rağmen bu yeni baskıdan onları çıkarmadım. Çünkü, bir kere okuyucu önüne sermiş olduğum taraflarımı sonradan örtbas etmeye hakkım olmadığı kanaatindeyim; ama böylece belki de eski bir hatayı devam ettirmekten başka bir şey yapmıyorum. İyiyi kötüden ayırmak külfetini okuyucuya bıraktığım için özür dilerim."
DeğirmenSabahattin Ali · Parola Yayınları · 201955,8bin okunma
Müthiş hikayeler
8/10
·128 syf.··
2024 20. kitabı
Kitabı çok beğendim, hayatın kendisinden gerçekten etkileyici hikayeler olan bir kitap. Kitabın içerisinde en beğendiğim hikayeler: -Değirmen (Aşk) -Kırlangıçlar -Viyolonsel (Sadakat ve adanmışlık) -Kazlar (Şu hikayeyi okumak bana ızdırap çektirdi, çok üzüldüm be)
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · Parola Yayınları · 201955,8bin okunma
7/10
·128 syf.··
2019 64. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2019 00:33
Hepsi olmasa da geneli hoşuma gitti diyebilirim.Hoşuma gitmeyenler ise büyük ihtimalle benim suçum.Roman okumaya alışkın olan ben,öykü okuyunca tam içine sürüklenicekken beni terk etmesi...Özellikle beğenmediklerim öyküye görede kısa ve yarım geldi bana.Ayrıca söylemeden edemiyeceğim,türkçeden türkçeye çeviri yapmak istiyorsanız Parola yayınlarından okuyun.Şaka değil!Hayatımda ilk defa bu kadar rezil,parasının karşılığını hak etmeyen bir yayın gördüm.Bu kadar hatalı kelime,cümle olmaz ki be!Zaten kampanyalı diye almıştım.Keşke almasaymışım.Böyle büyük bir yazarın emeği ancak bu kadar önemsenmezdi.
DeğirmenSabahattin Ali · Parola Yayınları · 201955,8bin okunma
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2023 7. kitabı
DEĞİRMEN-SABAHATTİN ALİ,173 sayfa Büyük yazarın kitabı 11 hikayeden oluşuyor.Her birinin konusu farklı olsa da bu muazzam kalem o dönemin aşklarını,hayat şartlarını,adalet ve haksızlığı çok güzel ifade etmiş ve okudukça ülkede değişen hiç bir şey olmadığını bir kez daha ispatlamış. Sabahattin Ali, kimi öyküsünde bir dilencinin sevdiği için ne kadar ileri gidebileceğini anlatırken bir öyküsünde de devletin ileri gelenlerinin hiç bir sorumluluk almaması,elini taşın altına sokmaması ve halka tepeden nasıl baktığını anlatıyor. -“Bana kolunun yerine kalbini veriyorsun,dedim,bir kalp bir koldan daha mı az değerlidir? Öyle adamlar vardır ki,haysiyet,şeref gibi kayıtlara aşina olmadıkları halde,gurur ve kibirlerine dokunulur,acizleri yüzüne çarpılırsa kendilerini kaybedecek kadar hiddetlenirler. Sabahattin Ali taşranın küçük insanlarını,köylüyü,kasabalıyı çok iyi anlatmakla kalmamış buradaki taşra bürokrasisini ve taşralı aydını da çok iyi kaleme almıştır.Taşralı ya da kentli küçük insanların küçük dünyalarını,küçük düşüncelerini,bilinen kalıpların dışında farklı bir düşünce tarzıyla anlatmıştır. Sıradan insanların başına gelen sıradan olayları vicdan,ahlak gibi evrensel değerler üzerinden güçlü çözümlemeler yaparak insanın hem kendi hem de toplumla olan ilişkisini ve hesaplaşmasını incelikle kaleme almıştır. Kitapta en çok sevdiğim ve etkisi altında kaldığım öyküler; -Viyolonsel -Komik-i Şehir -Değirmen -Bir Orman Hikayesi -Bir Skandal
DeğirmenSabahattin Ali · Parola Yayınları · 201955,8bin okunma
8/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2021 55. kitabı
Sabahattin Ali, birçok eserinde olduğu gibi Değirmen adlı kitabında da toplumun kanayan yaralarını, adeta deşilen bir ciğer misali, adaletsizlikleri, sevgi yoksulluğundan ağzı hasret kokan sevdalıları bir tokat gibi yüreğimize indirip duruyor. Üstelik bunları yaparken üslubundan hiç ödün vermiyor. Ne mahrum ediyor betimlemelerinden ne de kalemini ürkekleştiriyor; mürekkebi olduğu gibi döküyor kağıtlara ve bir ebru gibi milim milim şekillendiriyor kelimeleri. Satırlar, sayfalar bitip son kelimeye kavuştuğumuzda on altı öykünün olan çıplaklığıyla zihnimizde uzanıverdiğini görüyoruz.Hangi konuyu, hangi karakteri ve yeri, zamanı ele alırsa alsın ham maddesinin hep ‘sevgi’ olduğunu görürüz Sabahattin Ali’nin. Hep sevgiyle yoğurulur ve sevgiyle inceltir kalemini; kelimelerini sevgiyle başlara taç eder. Kimi zaman insanların sevdaya olan doyumsuzluğunu kırlangıçlar anlatır kimi zaman da yalnızlığa olan sevgisini kendini kitaplarına teslim ederek belli eder ve ekler. Üç bölümden oluşan bu eseri baştan sona karakterleri, olayları ve kendi içindeki üslubuyla tam anlamıyla irdelemeye çalışırken, aslında yazarın ön sözde iliştirdiği bu sözler anlattıklarının okur için olduğunu zaten kanıtlar nitelikte: ‘Arasında yazmış olmakta utanacağım kadar kötülerin olduğunu biliyorum… İyiyi kötüden ayırmak külfetini okuyucuya bıraktığım için özür dilerim.’ Keyifli okumalar...
DeğirmenSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202555,8bin okunma
7/10
·164 syf.··
2023 68. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2023 23:24
Sabahattin Ali’nin 16 tane öyküden oluşan bu kitabında adının da aldığı ilk öykü olan değirmen haricinde diğerleri bu öyküsünün gölgesinde kaldı. Ya da bende değirmen öyküsü bitince kitap bitti hissi oluştu. Diğer öykülerini okurken aynı duyguyu alamadım maalesef. Tema ile ilgili olarak öykülerinde hayatımızdan kesitler veren Sabahattin Ali kimi öykülerinde hayatımızda karşılaşabileceğimiz olaylara benzer konuları kaleme almıştır. Bu bir dilencinin duyduğu aşk da olabilir ya da politik siyasetin nasıl bir canavar olduğu da olabilir. Sabahattin Ali öykülerinde genel olarak hayatında yaşamış olduğu haksızlıkları, yaşadığı dramı, rahatsızlıkları konu alarak öykülerine yansıtmıştır ki bu olaylar bu dönemde de herkesin başına gelebilecek olaylardır. Bizi kitabı okurken kendisine çeken en güzel yönünden biri de budur. Kitabın en sevdiğim yanı ise içerisinde bilmediğimiz kelimelerle karşılaşma olasılığımız çok olsa da sayfa altlarında açıklamasını okuyarak yeni kelimeleri öğreniyor olmamız. Okumak isteyenlere tavsiyem ilk öyküde takılıp kalmayın diğerleri de okunmaya değer öyküler. Keyifli okumalar dilerim…
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 202055,8bin okunma
Ve aşk ne kadar kudretlidir!..
7/10
·144 syf.··
2026 9. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 01:19
Sabahattin Ali, en sevdiğim yazarlardan birisi. Değirmen, 16 farklı eserden oluşuyor. Hikayelerin hepsi birbirinden güzel. Sabahattin Ali, öykülerinin her birinde farklı konuları işlemiş. Kimisinde aşk, kimisinde sadakat, kimisinde mücadele, bazıların da haksızlık ve özgürlük... Yazar, hem içinde yaşadığı dönemin olaylarına ışık tutarken hem de işlemek istediği konuyu net olarak aktarmış biz okuyucularına. Sabahattin Ali, çok güçlü bir yazar. Öykü okumayı seviyorsanız bir solukta okuyup bitirebileceğiniz bir eser. Kitabı okumak isteyen herkese tavsiye ederim. Keyifli okumalar...
DeğirmenSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202555,8bin okunma
7/10
·140 syf.·
2025 13. kitabı
""İçimdeki ateş, herkesin ısınmak için bana sokulmasına kâfiydi.." Sabahattin Ali Eser iki gözüm Sabahattin Ali'nin ilk öykü kitabıdır. Eser üç bölüm ve on altı öyküden oluşuyor. Öyküler birbiriyle bağımsız kendi dünyasını anlatan dostlar.. Eserde en çok sevdiğim üç öykü vardı bunlar: Değirmen, Kırlangıçlar ve Viyolonsel... Her bir öykü kendi içinde bir konuya değiniyordu. İçerik itibariyle genel konular; Aşk, sevgi, hüzün, ayrılık, toplumsal sorunlar, yönetim vs. değinmektedir. Sevdiğim öykülerden kısaca bahsetmem gerekirse.. Değirmen öyküsü beni daha çok etkiledi açıkçası... Siz sevdiğiniz kadın için bir kolunuzdan vazgeçer miydiniz? Sırf sevdiğiniz kadın kendini kötü hissetmesin diye kendi nefsinin sesini bastırıp sevdiği kadın için bir kolunu kesen bir genç..(sevdiği kadın tek kollu, diğer kolunu bur kazada kaybetmiş.) İki gözüm sen bu öyküyü yazarken o elin nasıl titremedi, okurken ben kötü oldum.. Tabii kimse kimseyi böyle körü körüne sevmemeli, eğer sevmek buysa çok yanlış. Sevgi aklı başında yapılan bir şeydir. Sıradışı delice şeyler yapmaya lüzum yoktur. İçinden geldiği gibi sev, sarmala ve gözünden sakın kâfi, gerisi birazcık fazlalık bana göre... Viyolonsel öyküsü de bir o kadar beni etkiledi açıkçası.. Siz sevdiğiniz erkek için en sevdiğiniz sanatınızdan vazgeçer miydiniz? Sırf o istemedi diye, çok sevdiğiniz için, sevdiğiniz şeylerden kendinizi esirger miydiniz? Bunu bir düşünelim.. Şahsen benim düşüncem karşımdaki kişi beni bir tercih yapmaya yönlendiriyorsa ondaki değerimi bir sorgularım. O bende ne kadar ben onda ne kadarım? Çünkü sevgi, sevdiğini yolundan alıkoymak değildir. Gerçek sevgi, sevdiğini yürüdüğü yolda desteklemektir. Fikrini söylersin fakat zorlamazsın, zorla olan şeylerin pek bir tadı olmuyor
Edebiyat
DeğirmenSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202555,8bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.