Tek gördüğüm Marcel olmayan bir çocuktu. Tavırları dalgın, bakışları ağır ve meraklı, hareketleri ihtiyatlı bir çocuk. aklına koyduğunu yapabilmek için altı peniyi yutacak kadar cüretli, dünyanın teatralliğini kavramış biri.
Hikayelerin sonunu tanımak kolaydır, değil mi? Hep birlikte sonsuza dek mutlu mesut yaşamaya başladığımız ya da kim bilir "Ötesi, sessiz bir dünya" diyerek sahneden çekildiğimiz gündür hikayenin sonu.
"Mutluluk, ödüllendirilmesi gereken bir servet değil, soylu bir fikir, bir ruh halidir. Bunalımlı zamanlarımız elbette vardır ama saatlerle hesaplanmayan, sonsuzluğa akan başka zamanlarımız da olur."
"En son ne zaman güneşin tadını çıkardınız, dostlar? En son ne zaman bir dereden su içmeye cesaret ettiniz? En son ne zaman doğruca ağaçtan elma koparıp yemeyi göze aldınız? Geçen sene doktor faturası kaça patladı? Aranızdan hanginiz filtremaske takılmayan şehirlerde yaşıyor? Hanginiz deniz çöp dolduğu için bu sene tatilini dağlarda geçirdi? Şu an hanginiz tehlikesiz de olsa bir hastalıktan mustarip değil?"