Bir zamanlar bir mücahit bana kaderin karşımıza üç öğretmen, üç arkadaş üç düşman ve üç büyük aşk çıkardığını söylemişti. Fakat bu on iki şey her zaman gizliydi ve bunların ne olduğunu onları sevene, bırakana ya da onlar la savaşana kadar anlamazdık.
Yiyecekler güzeldi ve herkese yetecek kadar vardı. Bir yerlerdeki bir radyodan müzik sesi geliyordu. Çalan müzik bir Hindistan filminden, çok şeker bir soprano ile mutlu bir tenorun düetiydi. Insanlar konuşuyor, birbirlerini gülümseyişleri ve sohbetleriyle besliyordu. O aşk şarkısının bir yerinde, kurtulmamızın verdiği ortak bir hisle, onların dünyası benimkini, sahilde duran bir taşı nazik bir şekilde içine alan bir deniz dalgası gibi kucakladı.