D.

D.
@Branchfor
"Monna Rosa seni görmemeliyim Bir bakışın ölmem için yetecek.."
Do
"Dün sabaha karşı kendimle konuştum Ben hep kendime çıkan bir yokuştum Yokuşun başında bir düşman vardı Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum."
Reklam
"Hamurumuz böyle bizim, biraz ilgisiz, biraz da kötü niyetliyiz."
"Ey nefsim! Kalbim gibi ağla ve bağır ve de ki: "Fânîyim, fânî olanı istemem; âcizim, âciz olanı istemem. Ruhumu Rahmân’a teslim eyledim, gayrı istemem. İsterim, fakat bir yâr-ı bâkî isterim. Zerreyim, fakat bir şems-i sermed isterim. Hiç ender hiçim, fakat bu mevcûdâtı umumen isterim." O Bâkîdir. O, hükümleri hikmetli olandır; biz Onun hükmünün kabzasındayız. • O, Hakem ve Adl’dir; yer ve gök yalnız Onundur. O, mülkündeki gizlilik ve gaybları bilendir. • O, Kàdir ve Kayyûm’dur; Arş ve yer Onundur. O, san’atındaki meziyet ve nakışlar latîf olandır. • O, Fâtır ve Vedûd’dur; güzellik ve kıymet Onundur. O, yaratıklarındaki aynaları ve şuûnâtı büyük olandır. • O, Melik ve Kuddûs’tür; izzet ve kibriyâ Onundur. O, mahlûkatı emsalsiz güzellikte olandır; biz Onun san’atının nakışlarındanız. O, Dâim ve Bâkî’dir; saltanat ve bekà ona mahsustur. O, ihsanları cömertçe olandır; biz Onun misafir kafilesindeniz. • O, Rezzâk ve Kâfî’dir; hamd ve senâ Ona mahsustur. O, hediyeleri güzel olandır; biz Onun ilminin dokumasının eseriyiz. • O, her şeye bedel yeten Yaratıcıdır; cömertlik ve ihsanlar Ona mahsustur. O, şikâyet ve yakınmaları ile mahlûkatının duâlarını çok iyi duyandır. • O, şifâ veren Merhametkârdır; şükür ve senâ Ona mahsustur. O, kusurları ve kullarının günahlarını bağışlayandır. • O, merhametli olan Gaffâr’dır; af ve hoşnutluk Ona mahsustur."
"Bir kuyunun içine düşmek sorun değil; bir bulanın, bir çıkaranın olabilir. Ya kuyu senin içine düşerse; kim bulur, kim çıkarır? Hele bir de içindeki kuyunun içine düştüğünü tahayyül et... Fe-teemmel fî nefsi'l-emr..!"
En çokta yağmur yağdığında seviyorum bu şehri herkesin yüzü ıslak başı öne eğik sanki herkes suçunu kabullenmiş gibi.
Reklam