"Tatlı canımı versem,
Karanlık yere girsem,
Münker, Nekir’i görsem,
Şu halim nice olur?
Gidip kabre konunca,
Hemen geri dönünce,
Zor sual sorulunca,
Şu halim nice olur?
Gelse koca bir yılan,
Beni soktuğu zaman,
Aman Allah’ım aman,
Şu halim nice olur?
Yarın kıyamet günü,
Sorguya çekip beni,
Dense amelin hani?
Şu halim nice olur?"
Hoca Ahmed Yesevi
"Ne hoş tatlı Hû yâdı,
Seher vakti olunca,
Baldan tatlı Hû adı,
Seher vakti olunca.
Geceleyin kalkarlar,
Canı feda kılarlar,
Aşk oduna yanarlar,
Seher vakti olunca.
Seher vakti hoş saat,
Kalkanlar eder rahat,
Aşk bilmez istirahat,
Seher vakti olunca.
Göklere çıkınca âh,
Pek çok olsa da günah,
Affeder bizi O Şâh,
Seher vakti olunca.
Tükenmekte bak Dünya'nın bütün kaynakları
Bak da gör çekilmişken göğe isyanın bayrakları
Her birimiz karanlıkta ararken şu kör çobanları
Durma sen yak ormanları, kitapları, akılları
En zararlı varlıktır insan, eğilmem önünde
Uzun kısa farketmez hiç, ölüm var zaten önünde
Sen büyüklendikçe böbürlen ki tanrı değilsin
Eninde sonunda gelir alır canını Azrail elleriyle
Vasıfsız insanların lider olduğu bir dünyadayım
Hepsi güçlü, hepsi suçlu, hepsi ucuz ve sahte
Bu dünya denen sahnede sen korkma konuş
Olma koyun, diren ve zaten tek çare öğrenmek ve dirençte
Hey hey, kime anlatsam?
Kime dinletsem? Kime göstersem?
Hey, kim anlar?
Kim dinler? Kim görmez?
Hazır boyanmışken gözler götürdükçe götür malı
Götürmezsen gözün kalır, savaşlar var ölüm kalım
Firavunlar götürsün zaten mezarlar yağmalanır
Memleketimde ya fes ya fötr şapkalar takılır
Seçenek yok bu dünyada, ya sağdasın ya solda
Bu dünyada bir toplama kampı, hür yaşamaz yaşatmaz
Bir gül var emme kopartmam
Sen doğruluktan şaşma sakın, şiddetle yol aşılmaz
Yalancıyla yol yürünmez
Her bir yandan eser rüzgârım, yıkar duvarları
Buharlaşır dualarım, erir dağların karları
Yüksekten uçar kartalım, bırak konuşsun alçağı
Hayırsız olanların silahlarıysa bedduları