Eğer insan mutsuz bir mizaçla doğmuşsa, hiçbir şey onu mutlu edemez. Eğer mutlu bir mizaçla doğmuşsa da hiçbir şey onu mutsuz edemez.
Mizacın üçte ikisi mutlu ya da üçte ikisi mutsuzsa, hiçbir siyasi ve dini görüş bu oranı değiştiremez. Mizaçların büyük bir çoğunluğu, oldukça eşit şekilde dengelenmiştir. Yoğunlukların fazla olmaması, bir ulusun kendi siyasi ve dini durumlarına uyum sağlamayı öğrenmesini sağlar. Onları sever, onlardan tatmin olur, en sonunda da onları tercih eder. Uluslar, düşünemezler, yalnızca hissederler. Duygularını mizaçları aracılığıyla ikinci elden alırlar, beyinlerinden değil.
Maddi değerler yoktur, yalnızca manevi olanlar vardır. Gerçek maddi değerin peşine düşersen boşuna uğraşmış olursun. Öyle bir şey yok çünkü. Bir anlığına bile olsa, sahip olduğu tek değer, arkasındaki manevi değerdir. Onu kaldırırsan yine hızlıca değersiz olur, tıpkı şapka gibi.
Para sadece bir sembol. Manevi bir arzunun görülebilir, somut şeklini temsil ediyor. Her istediğin, sözde maddi şey yalnızca bir sembol. Onu, şeyin kendisi için değil, o an ruhunu tatmin edeceği için istiyorsun.