Başlarda çok zorlayan daha sonra içine çeken sürükleyici ama kolay olmayan bir kitap oldu benim için...
Romanın merkezinde Birkan isminde bir psikiyatrist ve onun hastası olan "Yankı" var. Psikiyatrist Birkan'ın "Yankı"nın bir cinayet işleyeceğini seziyor ve bu ihtimali önlemek için onunla yaptığı seansları daha dikkatli analiz etmeye başlıyor. Hikaye bir suç olacak mı? gerilimi değil, seanslar ilerledikçe geçmiş travmalar, aile ilişkileri, bastırılmış duygular, kimlik ve ben kimim sorusu yavaş yavaş açığa çıkıyor.
Romanda klasik bir başrol yok, psikiyatrist rolünde olan Birkan ve gizemin,gerilimin merkezi'nde olan Yankı var. Roman bu iki karakterin zihinlerinin iç içe geçmesi üzerine kurulmuş.
Romanın en zor kısmı giriş - gelişme ve sonuç olmaması. Diyolaglar, iç monologlar ve hatırlatmalar iç içe. Yazar, okuru dışarıdan izleyen biri değil, karekterlerin zihninin içine giren biri olmasını istemiş. O yüzden okurken çok kez kimin düşündüğü bile bilinçli olarak karıştırılıyor.
Kötülük doğuştan mı, sonradan mı oluşur? Bir insanı suç işlemeye götüren şey nedir? Travmalar insanı nasıl dönüştürür? Normal dediğimiz şey gerçekten ne kadar normal? gibi gibi soruların cevabını arıyorsunuz.
Bir insanı anlamadan onu yargılayamazsın; çünkü karanlık sandığın şey, sandığından daha yakında olabilir.
Psikolojik ve yoğun kafa karışmayı bilinçli olarak işlenmiş bu romanı okumak isteyenler her şeye hazırlıklı olsun