Bir temiz gülüş yok, candan bir sevgi yok. İsim için, şöhret için birbirlerine gidiyorlar. Böbürlene böbürlene, “ Falanca bana geldi; filancayı gördüm…” diyorlar. Ne biçim hayat bu ? İstemem, eksik olsun. Benim oradan alacağım bir şey yok.
Sevinçlerini,kederlerini ellerinin, ayaklarının hareketleri gibi kontrol eder ya da onları iyi hava, kötü hava gibi görürdü.
Derdi olduğu zaman duyduğu üzüntü yağmurda şemsiye açmak kabilindendi. Üzülmesi de uyuşuk bir tevekkülden ziyade bir öfkeye benzerdi.
Istırabına sabırla katlanırdı, çünkü nedenini başkalarında değil, kendinde arardı. Sevinçleri de yoldan çiçek toplar gibi koparır ve daha dolmadan atardı; böylece her zevkin dibindeki acı tortuyu tatmazdı.
Her gün yan yana, baş başa oturmak kolay iş değildir. Birbirinin iyi yanlarından zevk alıp kötü yanlarına kızmamak için büyük bir yaşama deneyi, akıl olgunluğu ve insan sevgisi gereklidir.