İlk peri, bebeğin boynuna koruyucu bir tılsım asmış; bu tılsım onu her türlü dertten koruyacak kudretteymiş.
İkinci peri demiş ki: "Benim armağanım şu olsun: Ne zaman gülümsese, yanaklarında solmaz güller açsın."
Üçüncü peri eklemiş: "Her gözyaşı inciye dönüşsün."
"Bu yetmez!" demiş ikinci peri. "Bastığı toprak çiçek tarlasına dönsün."
"Ve başına dökülen su, altın gibi aksın," demiş üçüncüsü.
Bunları söyledikten sonra periler kaybolmuşlar...
Bunun üzerine hükümdar, dört yol ağzında bir han yapılmasını emretmiş. Hancıya da şu görev verilmiş: "Gelen geçen herkese yemek ve yatak verilecek, karşılık olarak sadece hayat hikâyelerini anlatmaları istenecek; ister iyi ister kötü olsun."