Gerçekte kim olduğunuzu ve geçmiş hatalarınızı kabullenmek ve kabul edilmeyi istemek, biz insanlar için yapması en zor şeylerdir. Bir çocuk olarak ebeveynlerinize, öğretmeninize veya bir arkadaşınıza bir hatanızı itiraf etmek zorunda kaldığınızda kendinizi nasıl hissettiğinizi hatırlayın. Şimdi yetişkin oldunuz diye o suçluluk, utanç ve öfke duyguları değişti mi? Büyük olasılıkla eskisi kadar güçlü olmasa da onları hala yaşıyorsunuzdur.
Duygular tecrübelerin nihai ürünleriyse beden o zaman her gün aynı duyguya kucak açarak dış dünyanızın aynı kaldığına inanır. Ve eğer bedeniniz çevrenizdeki aynı koşulları yeniden tecrübe etmeye koşullandırılırsa asla gelişemez ve değişemezsiniz. Her gün bu duyguyla yaşadığınız sürece yalnızca geçmişte düşünebilirsiniz.
Derin düşünce ve kişisel gözlem becerilerini geliştirdikçe bilincinizi eski benliği tanımlayan bilinçaltı programlardan ayırma becerisini işlersiniz. Bilincinizi eski benlik olmaktan eski benliğin gözlemcisi olmaya geçirmek, eski sizle olan bağı zayıflatır.
Eğer arzular ve hırslar olmazsa, sizi hiç kimse satın alamaz. Çünkü satın almanın anlamı, birtakım maddesel kudretlerin ele geçirilmesidir. Bu kudretleri ele geçireceğim de ne olacak, diye düşünüyorsanız sizi kimse satın alamaz. Güzel giyinmek, güzel yemek yemek, güzel bir evde oturmak, mümkün olduğu kadar az yorulup çok keyif yapmak gibi, bedenin duyular yoluyla tatmini için arayışları olmayan insanın fiyatı da yoktur.