Ancak kendisini karanlık bir mezarda,evden uzakta,terk edilmiş,çaresiz ve ölü olarak tasavvur etmeyi,ne kadar çalışırsa çalışsın,başaramıyordu;öleceğine ihtimal vermiyor,hiçbir zaman ölmeyeceğini hissediyordu...
Her zaman aynı insanları görürsek onları yaşamımızın bir parçası saymaya başlarız.Yaşamımızın bir parçası saydıkça da onlar bizim yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar.Bizi görmek istedikleri değilsek hoşnut olmazlar,canları sıkılır.Çünkü efendim,herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine (harfi harfine)bildiğine inanır.Ne var ki hiç kimse kendisinin kendi hayatını nasıl yaşaması gerektiğini bilmez.
Denizde gece her şeyi örtendir,belki sinsi bir suç ortağı ya da sağlam bir sırdaş;ne olup bittiğini kimse bilmez kör saatlerde.Suların canavarları gece çıkar gezintiye,avların büyüğü gece düşer tuzağa.Gece ağırdır;masuma uyku,sarhoşa cesaret verir,diptekileri çağırır;biçimleri,şeyleri,yaşı ve kuruyu,erkeni ve ışığı ters yüz eder.Bilmeyenler bilmezler,sabahın kokusu gecenin buhurudur,kimseler uyanmadan uçar gider.