Madem ki vakitsiz bir ölüm seni,
ruhumun yarısı olan seni alıp götürdü,
yeryüzünde varlığımın yarısından,
en aziz parçasından yoksun yaşamakta
ne anlam var? O gün ikimiz birden öldük.
Son zamanlarda tuhaf bir hüzün sarmıştı onu. Böyle acı veren, yakan bir hüzün değildi. Bu soğuk, bu ölü can sıkıntısında sonu olmayan seneler, "bir metrekarelik alan" da yaşamanın sonsuzluğu duyuluyordu bu hüzünde. Bunu, özellikle de akşam saatlerinde daha acı verici bir biçimde duyuyordu.