“O’nu bulan neyi kaybeder?
O’nu kaybeden neyi bulur?”
“Peki siz niye yaratıldınız o zaman?
Evden işe, işten eve bir hayat sürmek için mi? Yoksa açtığınız dükkanların başında
nöbet tutmak için mi?”
Hepimiz bu dünyaya bir sınav uğruna geldik.
Ama maalesef dünya telaşelerine dalıp gidiyoruz.
Asıl vazifemiz olan kulluğu unutuyoruz.
Bu kitapta bize bunu o kadar güzel anlatmış ki..
Uzun bir yoldayız ve yolun sonunda bizi cennete götürecek bir gemi bekliyor. Ama biz o yolda, asıl gayemizi unutup, dünyanın geçici lezzetlerinin büyüsüne kapılıp, o gemiyi kaçırıyoruz. Halbuki istikametimizin aslının yolun sonuna gittiğimizde ki varacağımız gemide olduğunu bilsek ve o zihniyetle yola çıksak hem yolumuz daha kısa ve verimli şekilde geçecek hem de bünyemizde ki enerjiyi boş şeylere harcamamış, görevimizi, yani kulluk vazifemizi layıkıyla yerine getirmiş olacağız. Ama biz maalesef geçici güzellikleri, kalıcı güzelliklere tercih ediyoruz.. Vallahi aldanıyoruz..
“Okyanustaki bir damla suyun sızıntısına aşık olan insan, okyanusu bulsa neler yapmaz ki?”
Kitabın her kelimesi ayrı ayrı güzeldi o yüzden şiddetle tavsiye ediyorum.
Alın, okuyun ve okutturun. ❥