geçmişin tiyatrosu olan belleğimizin dekoru, kişileri baskın rolleriyle korur. insan bazen zaman içinde kendini tanıdığını sanır, oysa tanıdığını sandığı şey, varlığın durağanlık kazandığı mekânlar içindeki bir dizi bağlanmalardır yalnızca; geçip gitmek istemeyen varlığın, geçmişte bile, yitirilen zamanın peşine düştüğünde, zamanın akışını “durdurmak” isteyen varlığın. mekân, peteklerinin binlerce gözünde, zamanı sıkıştırılmış olarak tutar. mekân bu işe yarar.