Geçen yıllarda bizzat müşahede ettiğim bir husus vardır ki, o da şudur: Gerek Türkiye'den ve gerek bütün İslam aleminden nurlu beldelere hicret edenler, ikiye ayrılırlar: Petrolden önce gelenler ve petrolden sonra gelenler...
Petrolün getirdiği bolluk henüz hissedilmeden önceki yıllarda, buralarda sadece 3 şey vardı: Deve, hurma ve çöl... Hicaz ülkesi belki de dünyanın en fakir ülkesiydi. Kum deryası olan çölde, çöl sefinesi, çöl gemisi olan deve ile seyahat etmeye razı olanlar belki günlerce su bulamayıp tulumdaki suyu, yudum yudum içerek değil emerek seyrüsefer etmeyi göze alanlar; eğer bulursa bir kuru ekmekle, bulamazsa sahabiler gibi suyla hurmayla ömür geçirmeyi cana minnet bilenler, ancak buralara gelmeyi göze alabilirlerdi.
Bunlar büyük insanlardı. Zira bu kimselerin ellerinde ve gönüllerinde sadece iman ve aşk sermayesi vardı.
Eğinli Hafız Hasan Hoca Efendinin sık sık tekrar ettiği bir söz vardı. Derdi ki:
Arkadaşlar, hayatın her hadisesini nurdan çerçeveler içinde levhalaştıran peygamber efendimizin "İnneme'l-a'mâlu bi'niyyât" ameller, yapılan işler, davranışlar niyetlere bağlıdır. O iş yapılırken, edilen niyete göre değerlendirilir... Bu hikmetli söz çok mühimdir.
İnsanlar tarafından bakılıp görülen, yıllarca hatta tarih boyunca alkışlanan amellerden ziyade, bu amelleri işlerken, iç alemimizde yaşadığımız niyetler asıldır. O görünen işler değil, onları yaparken, iç alemimizde yaşattığımız niyetler önemlidir... Hayatımın her safhasında ben bu hakikatin tecellisini gördüm.
Muhammed kutup Batı dillerini çok iyi bilir. Hem İngilizce bilir hem de Almanca... Doktorası Freud üzerinedir. Der ki: Allahu Tealâ'nın her işte bir hikmeti var. Eğer ben doktoramı Freud üzerine yapmasaydım, İslam'ın nezahetini, faziletini, insana bakışını insana insan olarak değerlendirmesini bu kadar açıklıkla göremezdim.
"Materyalizm ile İslam Arasındaki İnsan" eserini yazarken dinimin hak din olduğuna, İslam peygamberi'nin de sadece bir kavmin değil, bütün insanlığın peygamberi olduğuna inandım.
Sanki peygamber efendimiz bugün gelmiş gibi dünyaya, hayata, baktım ki gerek ahlakta, gerek hayatta, gerekse ailede peygamber efendimizin düsturlarına, emirlerine riayet etmeyen cemiyetler batıyor, bozuluyor dejenere oluyor. Batı bugün faziletsizliğinin belasını çekiyor.
Semure'den (r.a) rivayete göre Resûlullah (s.a) şöyle buyurdu: "Beyaz giyinin, çünkü o daha temiz ve hoştur. Ölülerinizi de beyaz (kefen) ile kefenleyin."
Sayfa 565 - Nesaî, Kitabu'l Cenâiz, 8/205; Ahmed b. Hanbel; Tirmizi,2811; İbn-i Mace