Hasanül Benna merhumda gördüm hususiyetlerden biri, daima mütevazi ve mütebessim olmasaydı. Yüzünden şefkat ve tebessüm alâmeti hiç eksik olmazdı. Aynı anda bir diğer özelliği, gösterdiği samimi alaka idi. Bu çok samimi saf ve içten gelen bir alaka idi. Sizi hemen kardeş olarak benimser sever, ilgilenirdi.
İkinci özelliği daima Kur'an-ı Kerim'den ayetleri misal getirir, aynı anda ilgili hadis-i şerifleri de hemen arkasından sıralardı.
Bir gün Resul-i Ekrem İbni Mesud hazretlerine buyurmuşlar ki:
"Ya Abdallah, biraz Kur'an okusan da dinlesem..."
"Ya Resulallah Kur'an size iniyor. Sizin huzurunuzda ben nasıl okurum? Hep sizden dinlemeye alıştık..."
Bunun üzerine, Efendimiz, cevaben şöyle buyurmuşlar:
"Ben Kur'an okumayı sevdiğim gibi başkalarından dinlemeyi de severim."
İbni Mesud bunun üzerine Nisa suresinden okumaya başlamış okumuş, okumuş... Estâizubillah: Fe keyfe izâ ci'nâ min külli ümmetin bi-şehîdin ve ci'nâ bike alâ hâulâi şehidâ ayet-i kerimesine gelince:
"Bu ayet bizzat peygamber efendimizle alâkalı, acaba Resûl-i Zişan, bu ayet-i kerimeyi nasıl dinliyorlar, acaba nasıl bir halet-i ruhiyeye bürünüyorlar?" diye merak ederek, mübarek simalarına bakmış... Ne görsün ki gözlerinden yağmur gibi yaşlar boşanıyormuş.
İşte Peygamberimiz Kur'an-ı Kerim'i böyle dinlerlerdi. Acaba Kur'an okurken veya dinlerken bu hale bürünenlerimiz var mı ?
Madem ki Resul-i Ekrem Kur'an'da biz ümmeti için en güzel örnek olarak bildirilmiştir biz de onun gibi olmalı, Kur'an'ı ve emirlerini onun gibi sevip sayıp yüksek tutmalı, göz yaşları ile telâkki etmeliyiz.
İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir.
Bu olgunluğa ancak sabredenler kavuşturulur, buna ancak hayırdan büyük bir pay sahibi olan kavuşturulur.