إِنَّمَا قَوْلُنَا لِشَيْءٍ إِذَا اَرَدْنَاهُ انْ نَقُولَ
لَهُ كُنْ فَيَكُونُ
“Biz, bir şeyin olması
istediğimiz zaman, ona (söyleyecek) sözümüz sadece "Ol" dememizdir. O da hemen oluverir."
Şimdi bu âyetin görünür/zahirî manasına bakarsak, bu, olacak gibi değildir. Çünkü Yüce Rabbimizin "Ol" emri, eğer henüz bir şey ortada değilken, ona "Ol" diye seslenmekse olamaz. Çünkü henüz ortada olmayan bir şeye seslenmekle o olmayan şey zaten yok ki anlasın. Ta ki o var olmayan şey ortaya çıkmalıdır ki, ona seslenmek olanağı doğsun. Eğer bu,
"Ol" hitabı, o şeyin var olmasından sonra olmuşsa, burada da artık olan bir şeye, "Ol" demenin anlamsızlığı ortaya çıkar, böyle bir ifadeye artık gerek kalmaz. Ancak böyle bir kinaye ile, işin gönüllerde kesin olarak yer etmesi isteniyorsa, amaç Allah'ın kudretini göstermekse, işte böyle bir durumda bu anlamda bir kinaye ile bu tür ifade olabilmektedir. Asıl manadan kinayeye geçilmiş olmaktadır.