Ama oğlum, bu bir zulüm… Bizim dinimizde ’ah almak’ diye bir şey vardır. Bir mazlumun ahını aldığın zaman, o iş sana hayretmez. İnan bana altından bir kötülük çıkar; mutlaka çıkar.
Mesela o yıllarda yayımlanan ince ve resimli bir kitaptan şu kuralları ezberlemişti:
“ Vapurda, trende, tramvayda, tünelde hülasa bütün nakil vasıtalarında yanınıza rastlayan bayanı öyle yiyecek gibi süzmeyiniz. O bir moda mankeni değildir ki üstünü başını seyredesiniz.”
Son yıllarda farkına vardığı ve üzerine kafa yorduğu önemli bir görüşü vardı Leyla hanım’ın. İnsanlar yaşlanıyordu, bunun ayrıcalığı yoktu ama yaşlanan insanların bir kısmı olgunlaşmış olarak , bir kısmı ise olgunlaşmadan ölüyordu. Bunun püf noktası ise bir insanın “Nasıl görünüyorum?”sorusundan, “Nasıl görüyorum?”aşamasına geçmesiydi.
Çevresinden genç insanların kendilerini çevrelerine kanıtlamak için haklı olarak sonsuz bir uğraş hatta çırpınma içine girdiklerini görebiliyordu. Gerekli bir uğraştı bu çünkü o genci diğerlerinden ayıran, onu özel kılan birtakım nitelikler ancak böyle bir kendini kanıtlama çabası sonucunda oluşabilirdi…
… ama belli bir aşamadan sonra insanın bu çırpınmadan kurtulması ve olgunlaşabilmek için “Nasıl görünüyorum?”sorusunu bırakması gerekiyordu.