…
Fakat bir gezginin yaşamının, hazların arasında birçok acıyı da barındırdığını öğrenmişti. Gezginin duyguları sürekli bir yayılma içindedir: İstirahate çekildiği zaman, yeni bir şeyin vereceği memnuniyet uğruna dinlencesine son verip, o yeni şeye dikkatini verme lüzumu hisseder; bulduğu şeyden de, başka yenilikler uğruna vazgeçer.
Ama henüz gideremediğim, yokluğunu en yaman musibet olarak hissettiğim bir ihtiyacım var: Dostluktan yoksunum Margaret. Başarı tutkusuyla yanıp tutuşurken, coşkumu paylaşacak hiç kimsem yok. Hayal kırıklığı üzerime hücum ettiğinde, hiç kimse kederimi hafifletmeyecek. Düşüncelerimi kağıda dökeceğim gerçi; ama kağıt, duygulan iletmek için kifayetsiz bir araç. Benimle gönüldeşlik kuracak, gözleriyle bana yanıt verecek bir insanın dostluğunu arzuluyorum. Beni romantik bulabilirsin sevgili kardeşim, fakat bir dosta şiddetle ihtiyaç duyuyorum. Yakınımda planlarımı onaylayacak ya da düzeltecek, nazik fakat gözüpek, zihni hem geniş hem de iyi biçimlenmiş, zevkleri benimkine benzeyen birisi yok.
"Benim en sevdiğim taş, kaledir;
' dedi sonra.
"Ona dikkat etmen gerektiğini düşünmezsin. Dürüst bir taştır. Gözünü vezirin, atın, filin üstünde tutarsın çünkü onlar içten pazarlıklıdır. Ama çoğu zaman kaleye yenilirsin. Dürüstlük her zaman bizim zannettiğimiz gibi bir şey değildir”
Çocukluk dikeydir. Yukarıya doğru büyürsün, boyun bahçedeki güllerinki kadardır, herkes sana her yıl ne kadar büyüdüğünü tekrar edip durur, baban seni havaya kaldırır, parmak uçlarında yükselirsin, her şey kıpır kıpır hayat ve hareket doludur, yatmak istemezsin, ancak zorla yatarsın. Yaşlılık yataydır. Azıcık dinlenelim, öğleden sonra uzanalım, kanepeye şöyle bir uzanacağım sadece, çünkü belim… Yaşlılık uzun süreli, belki de sonsuz bir yataklığa alışmaktır.