Buklerin

ÇEKİÇ KONUŞUYOR "Neden bu kadar sertsin?" diye sordu kömür elmasa. "Sonuç olarak bizler yakın akraba değil miyiz?" Neden bu kadar yumuşaksınız? Kardeşlerim size soruyorum, bizler kardeş değil miyiz? Neden bu kadar yumuşak, dirençsiz ve uysalsınız? Neden kalplerinizde bu kadar inkâr ve vazgeçme var? Bakışlarınız neden bu kadar kaderci? Kaderleri ve acımasız olmak istemiyorsanız, benimle birlikte nasıl zaferler kazanacaksınız? Ve eğer sertliğiniz birden belirip kaybolmayı istemezse, bir gün nasıl benimle yaratacaksınız? Çünkü bütün yaratıcılar serttir. Elinizi balmumuna basar gibi bin yıla basmak size kutsal gibi geliyor olmalı. Bronz üzerine yazar gibi bin yılın vasiyeti üzerine yazmak, bronzdan daha sert ve daha soyludur. Sadece en soylu olan tümüyle serttir. Kardeşlerim, size sunduğum bu yeni levha en sert olandır! Sert olun!
Sayfa 142
Reklam
Düşünmeyi öğrenmekle ilgili olarak bizim okullarımızda kimsenin bir fikri yoktur. Üniversiteler de, gerçek felsefe aydınları arasında bile mantığı teoride, pratikte, sanat olarak ele alabilen kimse yoktur ve bu nedenle düşünce ölmeye yüz tutmuştur.
Sayfa 77
Bir kez daha kendi tarzımla kırdığım doğrulayıcı, ikilem ve eleştiriyle eğitimcilerin ihtiyacı olan üç şeyi açığa çıkarmak istiyorum: İnsan görmeyi, düşünmeyi, konuşmayı ve yazmayı öğrenmek zorundadır. Bu üçündeki amaç soylu kültürdür. Görmeyi öğrenmek gözlerin sakinliğine, sabrına ve her şeyi olduğu gibi kabul etmesine ihtiyaç duyar. Karar yargısının etrafından dolaşarak, geciktirerek her bireysel durumu kavramaya ihtiyaç duymaktadır. Bu spritüel eğitimin ilk dönemidir. Duruma bir uyarıcı gibi yaklaşmamak içgüdüler de dahil olmak üzere tüm engeller üzerinde kontrol sahibi olmak gerekir. Görmeyi öğrenmek, benim anladığım kadarıyla felsefi olmayan bir tarzda konuşmak,güçlü bir istek ve istemek için gerekli bir özellik kararı askıya almaktır. Ruhsal olmayan, tüm bu genellemeler, uyarıcı unsurlara karşı dayanıklılıkta yeteneksizlik anlamına gelmektedir. Kişi tepki göstermeli, her dürtüyü takip etmelidir. Pek çok durumda böyle bir baskı hâlihazırda bir patoloji, reddetme, tükenmişlik semptomudur. Neredeyse her şey ahlak bozukluğu kelimesiyle felsefi olmayan bir biçimde kabaca tasarlanmıştır ve bu işlevsel olarak hareket edememe yeteneksizliğine neden olmaktadır. Görmeyi öğrenmenin pratik olarak uygulanması kişinin acemi olarak yavaşça bir araya gelmesine, güvensizliğine ve boyun eğmezliğine neden olur. Yeni ve tuhaf şeyler insana düşmanca bir durgunluk verir. Tüm kapıların açık kalmasını sağlamak için, kendini diğerleri ve diğer şeylere karşı açık tutması, modern bir şekilde ifade etmek gerekirse objektif olması gerekmektedir.
Sayfa 76
"Tanrım, bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasındaki farkı anlayabilme sağduyusu ver."
Sayfa 223
Bana mutantların duası ile Gerçek insanlar'ın Tanrıyla iletişim kurma tarzı arasindaki farkı açıkladılar ve duanın ruhsal dünyaya karşı yapılan bir konuşma olduğunu, oysa onların bunun tam tersini yaptıklarını söylediler. Onlar dinliyordu. Zihinlerindeki tüm düşünceleri siliyorlar ve mesajı almak üzere beklemeye başlıyorlardı. Sanırım bana söylemek istedikleri şuydu: "Konuşmakla meşgulken, Tanrısal Birliğin sesini duyamazsın.!"
Sayfa 216