Evet Bay Buko, sahne artık benim.
Gerçekten merak ediyorum: Kendinle baş başa kaldığında da bu kadar katlanılmaz mısın? Sanki hayata geliş amacın “içmek, dağıtmak ve yanlış insanlarla doğru olmayan ilişkiler kurmak” üzerine kurulmuş bir proje gibi.
Senden iliklerime kadar nefret ettim… ama itiraf edeyim, bir yandan da “Bu adamın çocukluğunda ne oldu acaba?” diye düşünmeden edemedim. Ciddi söylüyorum, iyi bir psikiyatrist seni çözmeye çalışırken tez yazar.
Kitaba gelirsek… Adı kadınlar olabilir ama konu kesinlikle kadınlar değil. Daha çok “Buko ve bitmek bilmeyen kaosu.” Sürekli aynı tip ilişkiler, aynı döngüler… İnsan bir noktadan sonra “Acaba sorun evrende değil de sende olabilir mi?” diye sormak istiyor.
Bir de denk geldiğin kadın profili… Hep alkolik, hep duman altı, hep olaylı. İyi de sevgili Buko, dünyada evinde sakince yemek yapan kadınlar da var. Onların günahı ne :))
Kitabı okudukça midem bulandı, midem bulandıkça kitabı bırakayım dedim ama inat ettim. Sonunda kazanan mide oldu.
Okunmalı mı? Bence… midenize güveniyorsanız deneyin, yoksa uzaktan selam verip geçin.
Sırada başka bir kitabın var. Umarım bu kadar “sarsıcı” değildir diyerek sana el sallıyorum Bay Buko.
Sevgiyle kalın :)