İçimde bir şeyleri yaşayamamanın, yarım kalmışlığın hüznü var. Her şey başka türlü olabilirdi; hayat bize acı yüzünü göstermeseydi. Hep olabilirdi ihtimaline tutunmuş hayallerimiz de incindi. Olsaydı nasıl olurdu diye düşünmemeyi çoktan öğrendik.
O ana dek, ölümü başkalarının başına gelen, kendi başına geldiğindeyse hiç farkına varmadan seni alıp götürecek bir şey olarak düşünüyordun. Ölümü yaşamak, toparlanıp gittinliği hissedecek zaman olmadan birdenbire onunla burun buruna gelmek yerine onun gelişini görüp kabullenmek demek miydi? Kaçınılmaz olan karşısında özgür iradeyi ortaya koymak için onu önceden seçmek demek miydi?