"Nasıl ki sakin bir göl derin bir membadan doğarsa insanoğlunun sevgisi de anlaşılmaz şekilde Tanrınınkinden doğar. Nasıl ki sakin bir göl seni onun seyrine davet eder de karanlığın yansısıyla onu iyice görebilmeni önlerse sevginin Tanrı sevgisindeki o anlaşılmaz membaı da tıpkı böyle onun menşeini görmeni önler; sen onu gördüğünü sandığında o seni aldatan bir yansımadır, sanki menşe imiş gibi görünür ama o aslında alttaki daha derin menşei örterek senden saklar."
"... nasıl ki inanç, el ederek insanoğluna hayat yolunda refakat etmeyi teklif eder ama onu kavramak için arsızca yüzünü dönen cüretkârı taşa çevirir..."
"Nasıl ki Tanrı yeryüzünü aydınlatan her bir huzmenin içinden kaynaklandığı bir ışıkta yaşar ama o yolların hiçbirinden Tanrıyı göreyim diye içeriye nüfuz edilemez, zira insan yüzünü ışığa dönünce ışığın yolları karanlığa dönüşür: İşte sevgi de bu misal; gizlide yaşar yahut en derinde gizlidir."
"Yaşam ne kadar da katı, ne kadar da korkunçtur; bir cezalandırıcı olarak, bildiğinden dönmeyenin kendine nasihat etmesine izin verir, ki o vakit bu kişi -aldanmış olmanın- gururuyla yaşar gider, ta ki sonunda bir gün kendini ebediyyen aldatmış olduğunu doğrulamasına izin verilene dek!"