Burak

Burak
@Burak1912
Puan vermedi·48 syf.··
2025 35. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2025 00:38
Bir zamanlar her ay aldığım dergilerin başında gelirdi. Bu kez ise hem hediye hem de istirahatte kafa dağıtması için aldım. Beğendiğim bölümleri Beyhan Budak - Ya Dünya Kötü Değil de Sen Huysuzsan Barış Terkoğlu - Ölümün Sınırında Yürüdü ama ölümü yeneceğine inandı Deniz Gökkan - Yalnız Erkek Pandemisi Berkok Yüksel - Rakımı yüksek, keyfi sek: Şehr-i Meksiko Nihat Sırdar - Adalet Can Yılmaz - Are You Avokado Two Please! Yekta Kopan - Lümpenleşen Çağda Aklın Hatırını Sormak
Kafa Dergisi - Sayı 134 (Kasım 2025)Kafa Dergisi · Kafa Grup Yayınları · 2025126 okunma
Reklam
10/10
·144 syf.··
2025 30. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2025 09:24
Kitap, Atatürk’ün I. Dünya Savaşı’na katılışından Samsun’a yolculuğuna kadar olan bölümdeki anlattıklarından oluşuyor.  1926 tarihli ve bizzat Atatürk röportajı olmasından dolayı çok değerli bir kitap. Atatürk’ün isim isim ve tek tek anlattığı olaylar Atatürk’ü, yaşadığı dönemi ve de o dönemdekileri anlamak açısından faydalı olacaktır. Dönemin önemli kişileriyle olan ilişkileri çok dikkat çekici; İsmet Paşa, Suriye’de iken Cemal Paşa ve Kazım Paşa ile olan olumlu ilişkilerinin yanısıra Enver Paşa’ya karşı çok mesafeli, onu Almanlarla iş birliği tutmakla suçluyor. Talat Paşa’nın hayatını kaybetmesine çok üzüldüğünden bahsediyor fakat aynı Talat Paşa‘dan bahsederken kendisini dikkate almadığından yakınıyor. İdam edilen Yakup Cemil hakkında rahatsız, Yakup Cemil’in kendisini önermesine rağmen ben o ve benzerlerinin tavsiyesiyle iktidara gelecek adam değilim diyor. Yaşadığı ekonomik zorlukları içtenlikle anlatıyor. Halep‘ten İstanbul’a gelecek tren ücretini dahi ödeyecek parası yok, atlarını Cemal Paşa aracılığıyla satarak İstanbul’a gelebiliyor ve buna rağmen o dönemlerde mareşal Falkenhayn tarafından kendisine verilen altınları reddediyor, bu altınların levazım başkanlığına gönderilmesini emrediyor.  Atatürk’ün Vahdettin’le dört kez görüşmesinden bahsediliyor. Vahdettin hakkında; veliaht olduğu dönemdeki ilgisiz tavrı, devlet ya da millet değil saltanat ve taht için mücadele vermesinden bahsediyor.  Samsun’a görevlendirilme amacı olarak; İstanbul İstanbul’dan uzak tutulmak istenmesini, Samsun ve civarı bölgelerde sorun çıkaran Türkleri tepelemesinin istenmesini ve bölgede padişahı devirmek isteyen diğer komutanların örgütlenmesini engellemek olduğunu ifade ediyor. 
Atatürk ile Yüz YüzeFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 202450 okunma
10/10
·112 syf.··
2025 29. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ekim 2025 04:38
Türkiye’nin en iyi şairlerinden asıl adı Mehmet Nazım RAN olan şairimizin 58 seçme şiir ve bir otobiyografiden oluşan kitabıdır. Bir çok şiirini “Ben bu sözü bir yerden duymuştum, bu söz bir şarkıda geçmiyor muydu?“ diyerek okunacak bir şiir kitabı. Umut, hasret, sürgün yılları, hapis yılları ve memleket sevgisi konularını büyük bir ustalıkla şiirlerinde yansıtıyor. Bu eser Nazım Hikmet’in insanlığa bıraktığı bir sevgi, umut ve direnç manifestosu gibidir. Şairin dizeleri, okurun yüreğinde derin bir iz bırakır ve her okunduğunda yeniden anlam kazanır. Kısacası Henüz Vakit Varken Gülüm, sadece bir şiir kitabı değil, bize hayata sarılmayı ve gülümsemeyi unutmamayı öğütleyen bir yaşam çağrısıdır.
Henüz Vakit Varken GülümNazım Hikmet Ran · Yapı Kredi Yayınları · 202227,8bin okunma
10/10
·136 syf.··
2025 32. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2025 13:20
E. Dr. Öğr. Alb. Ali GÜLER'in bu kitabı ATATÜRK'ün ailesi, kökeni ve soy geçmişi hakkında yıllardır süregelen tartışmalara belgelerle yanıt verir. Yazar, Osmanlı arşivleri, nüfus kayıtları, Enver Behnan Şapolyo'nun kitabı (Zübeyde Hanım ölmeden önce söyleşi yapan tek kişi) ve resmi belgeleri inceleyerek ATATÜRK'ün soyunun Türk kökenli olduğunu ortaya koyar. Özetle; ATATÜRK'ün babası Ali Rıza Efendi’nin ailesi Rumeli‘nin fethinden sonra bölgenin Türkleştirilmesi için Anadolu’dan (Konya/Karaman civarından) göçürülerek bugünkü Makedonya Cumhuriyeti’nin Debre şehrine bağlı “Kocacık“ nahiyesine yerleştirilen Kızıl Oğuz/Kocacık Yörükleri/Türkmenlerinden gelmektedir. Dedesi Kızıl Hafız Ahmet Efendi ile onun kardeşi Kızıl Hafız Mehmet Emin Efendi 1800’lü yılların başında o dönemde yine bir Türk toprağı olan Selanik’e göç etmişlerdir. ATATÜRK'ün annesi Zübeyde Hanım’ın soyu da yine 1466’larda Konya/Karaman yöresinden Rumeli‘ye göçürülen ve o dönemde Vodina Sancağı (şimdi Yunanistan’ın Edessa şehri)’na bağlı Sarıgöl nahiyesine yerleştirilen ve geldikleri yörenin adına izafeten Rumeli‘de “Konyarlar” diye bilinen Yörük/Türkmen grubuna mensuptur. Aile sonradan Selanik yakınlarındaki Lankaza (Langaza)’ya, oradan da Selanik’e göç etmiştir. Zübeyde Hanım 1857’de burada dünyaya gelmiştir. ATATÜRK'ün akrabalarının neden gündemi meşgul etmediğini, hak iddia etmediğini, haksız kazanca yeltenmediğini anlamak için de kitabın 42. sayfasında değinilmiş; E. Dz. Kurmay Yarbay Tezer Ülküatam, söyleşide, “aile şeceresinde gördüğümüz kadarıyla, geniş bir aile yapısı var. Buna karşılık, ATATÜRK'ün akrabaları pek gündeme gelmedi. Bu durumu siz nasıl yorumluyorsunuz?“ şeklindeki bir başka soruya da şu şekilde cevap vermiştir: “Efendim bana göre bu sorunun iki cevabı var: Birincisi monarşik bir
Atatürk
Atatürk'ün Saklanan ŞeceresiAli Güler (Akademisyen) · Yeditepe Yayınevi · 201397 okunma
7/10
·112 syf.··
2025 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2025 04:06
Turgut Uyar’ın Göğe Bakma Durağı kitabı, bence Türk şiirinin en içten, en duygusal kitaplarından biri. Uyar bu kitapta hem insanın iç dünyasını hem de yaşadığı dönemin ruh hâlini çok güzel anlatıyor. İkinci Yeni akımının bir parçası ama o diğer şairler gibi çok soyut kalmıyor; daha duygusal, daha insana yakın bir dili var. Şiirlerinde hep bir yalnızlık hissi var ama aynı zamanda umut da eksik değil. Özellikle “Göğe Bakma Durağı” şiirinde bu çok belli. “İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım” dizesi var ya, sanki bütün kitabın özeti gibi. Hem sevdiğine bir çağrı, hem de hayata tutunma isteği. Yani her şeye rağmen birlikte sevinmeyi, birlikte umut etmeyi anlatıyor. Turgut Uyar’ın dili çok sade ama derin. Günlük kelimeleri kullanıyor ama o kelimelerin içinde çok şey gizli. Şiirleri okudukça anlamı genişliyor, her seferinde başka bir şey hissediyorsun. Bazı dizeleri ilk okuduğunda anlamasan bile, içinde bir şeyler kıpırdıyor. Bence Göğe Bakma Durağı sadece bir şiir kitabı değil; insanın kendini, duygularını ve yaşamı sorguladığı bir yolculuk gibi. Uyar bize gökyüzüne bakmayı hatırlatıyor. Çünkü bazen hayatta yapılacak en güzel şey, durup göğe bakmak oluyor.
Göğe Bakma DurağıTurgut Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 202638,9bin okunma
Reklam