Sen belki bir fırıncının ya da çiftçinin okçuluğu ilginç bulmayacağını düşünebilirsin, ama emin ol ki onlar da okçuluktan gördüklerini kendi işlerine yansıtacaklardir. Sen de aynısını yapacaksın: Usta bir fırıncıyı izleyerek ellerini kullanmayı, malzemeleri ölçüyü kaçırmadan harmanlamayı öğreneceksin. Çiftçiyi izleyerek sabrı, sebatı, mevsimlere saygı duymayı, vaktini fırtınalara söverek kaybetmemeyi öğreneceksin
Yayın bilinci yoktur: Okçunun elinin ve arzusunun bir uzantısıdır. Öldürmeye de yarayabilir, derin düşüncelere dalmaya da. Dolayısıyla, niyetinin ne olduğu konusunda şüpheye düşmemelisin.
Yay esnektir, ama bu esnekliğin de bir sınırı vardır. sitesinin ötesinde güç uygulanırsa kırılır ya da kendisini tutan elin gücünü tüketir. İşte bu yüzden, elindeki aletle uyum içinde olmalı, onun sana sunabileceğinden fazlasını talep etmemelisin.
İşte bu yüzden, seçtiğin hedefi tutturmak için elinden geleni yapmalı, ona daima saygıyla bakmalı, hürmet göstermelisin: Anlamını idrak etmeli, ona ulaşmak için gösterdiğin çabayı, yaptığın onca talimi, başvurduğun sezgilerini unutmamalısın.
Genel itibariyle azgelişmiş bir duygusal zekâdan söz edebiliriz. The New York Times'ta davranış ve beyin bilimi yazarlığı yapan Daniel Goleman, Duygusal Zekâ adlı çoksatar kitabında bu beceriyi "kişiyi motive edebilme ve hayal kırıklıkları karşısında azim gösterebilme; dürtüleri kontrol edebilme ve tatmini erteleyebilme; ruh hallerini düzenleyebilme ve sıkıntının düşünme yeteneğini bastırmasını engelleyebilme" olarak tanımlıyor. Bu cümledeki fiillerde "-ebilme" kısımlarını olumsuz eklerle değiştirirsek DEB'li kişiliğin kısa ve öz bir tanımını yapmış oluruz.