''Bartleby,'' dedim, mümkün olan en kibar halimle, ''benimle evime gelmek ister misin? Büroma demiyorum, hayır, büroma değil, kaldığım eve gel diyorum; sana bir yer ayarlayana kadar evimde kal, olur mu? Haydi gel benimle, hemen şimdi yola çıkalım, gidelim buralardan.''
''Hayır şu anda herhangi bir değişiklik yapmamayı tercih ediyorum.''
''Avrupa'ya gitmeye, genç bir beyefendiye refakat etmeye var mısın? Uygun mudur bu senin için?''
''Hayır, uygun değildir. Doğrusu, bunun beni heyecanlandıran bir teklif olmadığını söylemem gerekmekte. Ben sabit kalmayı seviyorum. Ama bunu seven tek kişi de değilim.''
''Şimdi iki seçenek var önümüzde : Ya sen bir şey yapacaksın ya da biri sana bir şey yapacak. Söyle şimdi , hangisini tercih etmektesin? İşe girip kâtiplik yapmaya razı mısın, cevap ver.''
''Hayır. Mevcut durumumda herhangi bir değişiklik yapmamayı tercih ederim.''
Efendim, pek çok zat vardır ki kıskançlık uğruna, öfkelendikleri için, kin yüzünden, bencillik sebebiyle, gururlarını bahane ederek cinayet işlemişlerdir; fakat hayırseverlik uğruna cinayet işleyenine ben bugüne dek hiç rastlamadım.
Daha uysal bir ses tonuyla, ''Bartleby,'' dedim, ''buraya gel, yapmamayı tercih edeceğin bir şey yapmanı istemeyeceğim senden - sadece seninle konuşmak istiyorum.''