İlk başta saf bir hüzün ve içten bir merhamet belirmişti içimde; Bartleby'nin mahzun halleri çoğalıp arttıkça hüzün korkuya, merhamet de tiksintiye dönüştü. Korkunç bir gerçek: mutsuzluk fikri belli bir noktaya dek bizi şefkatli kılar, ama bazı özel durumlarda, bu nokta aşıldığında, mutsuzluk bizi şefkatli kişiler yapmaz artık. Bunun her insanın yüreğinde mevcut olan bencillikte kaynaklandığını söyleyenler var - yanılıyorlar.
Masama döndüm ve derin düşüncelere dalmış bir vaziyette buldum kendimi. Eski alışkanlığım nüksetmişti. Bu zayıf adamcağızdan, bu beş parasız adamcağızdan, yanımda çalışan bu kâtipten böylesine tiksinerek ne elde edecektim?
yani bu ölçüsüz şiddet olaylarını ne zaman dikizlesem hep hasta olacaktım. Bu yüzden ağzımı açıp ühü ühü ühü oldum ve gözyaşlarım, dikizlenmeye zorlandığım şeyleri engelleyip kutsal gümüşi çiy damlaları filan gibi aktılar. Ama o beyaz ceketli piç kuruları hemen mendillerini çıkarıp göz yaşlarımı silip dediler ki: ''İşte oldu, sulu göz seni.''
Sayfa 105 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu