Daha ne kadar zaman kaybedeceksin? Daha ne kadar sayılı olan günlerinden çalmalarına izin vereceksin? Durma koş, hayat soluklanmak için çok kısa. Kendine üzüldüğün evrenden sevdiğin döngüye gel. Bak ben buradayım, buralar çok güzel...
Hangi veda bahçesinin hasadıyız biz?
Hangi talihsiz sonun seçilmişleriyiz?
Gırtlağıma takılı kalmış bir çaputsun sen
Geçmedi boğazımdan bir yudum mutluluk.
Başağından ayrı düşmüş ekinler gibi boynum bükük
Sana yanıyorum...
Limanında aforoz edilmiş bir gemi gibiyim artık
Açıldıkça kaybolan, acıdıkça yok olan gitgide savrulan bir poyrazım.
Tek kulağımla, adını bilmediğim bir kadına tutsağım bu gece
Öylesine hoyrat, öylesine zalimce...