Bu tiyatro eseri Necip Fazıl'ın kendini en iyi şekilde "ifşa" ettiği eseridir. En iyi eseridir desem de yanılmış olmam. Hiç tereddüt etmeden 10/10 vereceğiniz kitap istiyorsanız "Bir Adam Yaratmak" en uygunudur. Bu eserde, söylemesi ne derecede doğrudur tartışılır ama şuna kesin şahid oluyoruz ki burada bir adam "yaratılıyor". Kader sorgulanıyor. Mutlaka okunmalı.
Bir çok ismi bir arada görmek ne kadar güzel: Mustafa Kutlu, Bülent Parlak, İbrahim Varelci, Atakan Yavuz, Zeliha Yurdaer, Gökhan Özcan, Güray Süngü, Seda Nur Bilici... Ve bir de ki, Kaan Murat Yanık..keşke bu sayıda o da yazsaydı.. Bu isimler bir sayıda bir araya geldilerse gerisine anlatmak boşuna. Kapak sayfalarıyla da okurlara anlamlı mesajlar vermekte de çok mahirler. Kaçırmamak lazım, okuyunuz...
27.sayılarında 'grafikerleri aşık olmuştu' diyen kapak yapamamıştılar. Şimdi de boş bırakmışlar biz çizelim ve yazalım diye. Bu sefer de biz diyoruz ki, okurları aşık ettiğiniz için kapak yapamayacaklar. Yine dolusunuz ve yine sayfalara "kusmuşsunuz". Manşet atıyorum: Özleneceksiniz.
Kapak sayfası, maarif takvimi, her makalesiyle güzel bir sayı. "Kimseye bir sözümüz yoktur" ilkeleri aslında demek istediğimiz söz çoktur anlamını çıkarmak için olabilir.
Bir veya en fazla iki günde okunabilecek iki bölümden oluşan felsefe ve tasavvuf ağırlıklı bir eserdir. İlk bölümde varlık, insan,akıl ve şuur konuları, ikinci bölümde ahlak konusu işlenmiştir. İnsan "subje" olarak değerlendirilirken, insan dışında kalan dünyayı "obje" yani kitaptaki deyişiyle "insanötesi" olarak değerlendiriyor. Kısaca özetlersem; "insan" ve "insanötesi" ilişkilerine felsefi-tasavvufi bakış açısı.