Burçin Arslan

Düşünen insanın en güzel mutluluğu, araştırılabileni araştırmak, araştırılamayana ise huzur içinde saygı duymaktır. Goethe
Reklam
Montaigne, otuz sekiz yaşında dünyadan elini eteğini çekmiştir. Artık kendisinden başka kimseye hizmet etmek niyetinde değildir. Politikadan, toplum yaşamın­dan, iş güçten yorgun düşmüştür. Yanılsamalardan uyan­manın zamanı gelmiştir. Montaigne, dış yaşamdaki say­gınlık ve mevki bakımından babasının gerisinde kalmış­tır. Babası kadar iyi bir memur, iyi bir eş ve işlerinde iyi bir yönetici olamamıştır. Peki ama ne olmuştur? Mon­taigne'de, o zamana kadar yanlış yaşadığı gibi bir duygu vardır; bundan böyle doğru yaşamak, düşünmek, değer­lendirmek istemektedir. "Yaşamak ve ölmek" sorusunun çözümünü kitaplarda bulmayı ummaktadır.
Midemi­zi, sindiremeyeceğimiz, bizi güçlendiremeyecek bir etle doldurmanın ne yararı olabilir?
Yeryüzünde özgürlüğü yayabilenler ve ayakta tutabilenler, yalnızca herkes ve her şey karşısında kendi özgürlüklerini koruyabilenlerdir.
Dış dünya senden hiçbir şey alamaz ve aklını da, sen kendin karıştırmadığın sürece, karıştıramaz. "Sağ­ duyu sahibi insanın kaybedecek hiçbir şeyi yoktur." Zaman içinde olup bitenler, onlara katılmayı reddettiğin sürece, senin karşında güçsüzdür; zamanın çılgınlığı ise sen zihninin berraklığını korudukça gerçek anlamda sı­kıntı kaynağı olamaz. Ve yaşadığın en kötü şeyleri, görü­nüşte aşağılayıcı olanları, kaderin sillelerini ancak onla­rın önünde zayıflığını gösterecek olursan hissedersin; çünkü senden başka kim onlara değer verebilir, ağırlık tanıyabilir, onların zevk ya da acı kaynağı olmalarını sağ­layabilir? Ancak sen, kendi kendini yüceltebilirsin. İç dünyasında sağlam ve özgür kalabi­len kişi, dışarıdan gelen en ağır baskıya bile kolaylıkla göğüs gerebilir.
Reklam