Üzerlerinde tam olmasa da bir miktar kontrolümüz bulunan şeylerle ilgilenirken, hedeflerimizi içselleştirmeye dikkat etmeliyiz. Mesela tenis oynarken hedefim, o maçı almak yerine elimden geldiğince iyi oynamak olmalıdır.Dış dünya konusunda kaderci olmalıyız: Başımıza geçmişte gelmiş ve şimdi gelmekte olan şeylerin, kontrolümüzün tamamen dışında olduğunu, dolayısıyla da bunlara üzülmenin akılsızlık olacağını anlamamız gerekir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Stoacılar, açgözlülüğümüzü yenmek için olumsuzu canlandırmamızı tavsiye eder. Her şeyin geçici olması üzerine durup düşünmemiz gerekir. Sahip olduklarımız ve sevdiklerimiz de dahil olmak üzere kıymetli şeyleri yitirdiğimizi hayal etmeliyiz. Bunun yanında kendi ölümü müzüde hayal etmeliyiz. Bu sayede şu an sahip olduklarımızın kıymetini anlar ve dolayısıyla, başka şeylere arzu duyma ihtimalimizi de azaltırız.
Fernard Braudel’in akıllıca uyardığı gibi “çağdaş dünyayla ilgilenen herkese, ancak bu dünya içinde etkin olmak isteyenlere ise daha da fazla olmak üzere, dünya haritası üzerinde günümüzdeki hangi medeniyetlerin varolacağını tahmin etmeyi bilmek, onların sınırlarını, merkezini ve onun etrafındakileri, taşra, il ya da eyaletlerini, oralardaki bir insanın soluyacağı havanın ne olduğunu tanımlayabil mek, bunlarla ilişkili varolan belirli ve genel “biçimleri” an lamak insana çok şey kazandırır. Aksi takdirde, öyle büyük hatalara yol açacak bir perspektif bulanıklığı ortaya çıkar ki!”
“Neden yaşarken herkesin sevdiği, göçüp gittiğinde de herkes tarafından özlenen biri olmaya çalışmasın ki insan?" diye sorar Seneca. Yani neşe duymak elindeyken kişi ne diye neşe
karşıtlığına soyunur? Sahi, neden?