Hukukun olmadığı yerde, zulmü kanıksamaktan bizi koruyan, diri tutan ahımızdan ve nefretimizden başka bir şeyimiz yok. Suçtan uzak duralım, nefretimizin kıymetini bilelim
En iyisi Wittgenstein’ı ciddiye almak. Çünkü taşrada öğretmen olmaya karar verdiğinde, tayin edildiği köyü görür görmez terk etmişti. Gerekçesi çok netti: “Burada fıskiyeli havuz var, taşrada bunun ne işi var?” demişti.
Gerçek bir şehirleşmenin, entelektüel hurafelerden kurtulmanın yolu, gerçek bir taşradan geçiyor.
Wittgenstein, gerçek bir taşraya tayin edilmesini istemişti.
Gerçek bir taşraya ulaşamadığımız müddetçe, gündemi entelektüellerin hurafeleri tayin etmeye devam edecek.
Türk modernleşmesinin asıl hedef kitlesi köylüler olduğu için, şehirlerle yetinmeyerek köylülerin kapısına dadanan Batılılaşma hayalimiz, rüyalarımızı incitmiştir. Suyun akışı bozulmuş, taş yerinden edilmiş, güneşin ışığı kesilmiş, rüzgâr susturulmuş, tecrübenin yolu kapatılmıştır.
Bugün antikacıların değerine şahitlik ettiği kap kacaklar plastikleriyle, el işçiliği ahşap kapılar çelik kapılarla takas edilmiştir. Anonim mimarinin tarımdaki güzide örneği taş ve ahşap evler yerle bir edilmiş, köylere apartmanlar dikilmiş, asıl büyük hasar taşrada olmuştur.
Köylüler şehre göç ettiği için değil, önce köyler bozulduğu için, bunun neticesinde şehirler de bu bozulmadan payını almaktadır.
Köylüleri eleştirmekle daha fazla vakit kaybetmek yerine, şehirlerimizin yedeği olan köyleri mahvedenlerin hesabı ne zaman sorulacaktır?
Rüzgâr eken, fırtına biçmektedir. Apartmanların yerinden ettiği köy evleri, gecekondular olarak şehirlerde ortaya çıkmaktadır.
Özün sözü: "İnsanbir gelenektir." Her insan bir geleneğin mensubudur. Ya eski bir geleneğe eklenir, ya yeni bir "trend”e mensup olur ya da yeni bir geleneği başlatır.
Her vesileyle köylülerden sikâyet etmek, yeni bir trenddir, entelektüellerin geleneğidir.
Köyden şehre göçlerin, şehirlerimizi mahvettiği iddiasi, entelektüellerin hurafesidir.
Bu iddia, gökdelenlerin de gecekondu olduğunu göremeyenlerin yineleyip durduğu, kuşkusuz gerçeklik payı olan, zihinde inşa edilmiş bir gecekondudur.
Gecekonduları gecekondu gibi fikirlerle eleştirmekle bir yere varamayız.
Biz varamasak da gerçek sabırla bizi beklemektedir. Biz bin yıldır şehirlere göç eden bir milletiz.