Bizi bu dünyaya getirenleri kontrol edemeyiz. Bizi büyütme tarzlarını etkileyemeyiz; kültürü bir çırpıda konuksever olmaya zorlayamayız. Ama iyi haber şu ki, zedelenmeden sonra bile, yabanıl bir durumda bile, hatta şimdiye kadar tutsak bir durumda kalmışsak bile, hayatlarımızı geri alabiliriz.
Bugün yaşamam, tadını çıkarmam gereken şeyleri yarına bırakmama izin vermeyecekti. Hayat kavgalarından kaçmama izin vermeyecek, yürekten savaş vermeme yardımcı olacaktı. Bir daha asla, bir şey yapmaya kalkıştığımda kendimi bir garip hissetmeyecektim. Çünkü o orada olacak ve elimden tutup beni başka dünyalara götürdüğünde, günahların en büyüğünü, pişmanlığı ardımda bırakmam gerektiğini söyleycekti.
Cenaze törenine gelen kadınlardan birkaçıyla ilişki kurmaktan reddedilirim korkusuyla nasıl vazgeçtiğimi hatırladım. Yalnızca birazdan diri diri gömüleceğim için değil, yaşamaktan hep korkmuş olduğum için de azap çekiyordum. Hayatın sonuna kadar tadını çıkarmaktan daha önemli bir şey yokken, insan birine hayır demekten ya da bir işi yarım bırakmaktn neden korkar?