... birçok insan farkında olmadan tüm yaşamını, ne pahasına olursa olsun memnun etmeleri gereken güçlü ve eleştirel bir müfettiş gözetimindeymiş gibi geçirir.
Konuşacak kimse bulamadıkları için kaç kişinin yazar olduğuna ve bu yüzden kaç kitap yazılmış olduğuna şöyle bir bakarsak, kitapların yalnız insanlar için gidilebilecek en iyi yer olduğunu anlarız.
Sadece şu an olduğumuz insan değiliz, olma ihtimalimiz olan bütün ben'leri de içimizde taşıyoruz her an. Doğmuş ve doğamamış bütün ben'lerimizin toplamı aslında gerçek "ben". Depresyon, kaygı, erteleme gibi isimler verdiğimiz şeyler, aslında kendimizin yasını tutma biçimlerimiz. Doğmak istemiş ama doğamamış her ben'imizin yasını tutuyoruz. Olmak istemiş ama olamamış her potansiyelimizin.
Gerçek biz, kişilerin her birinin "ben" olabildiği ve özgürce "ben"lerini idrak edebildiği yer. Kişilerin "ben" olabilmesine izin ve imkân barındırmayan aidiyetlerin gerçek aidiyet değil sömürü olduğunu da o nedenle hep bu kadar ısrarla yineliyorum.