Burjuvazi, bugüne kadar el üstünde tutulan ve önlerinde yerlere kadar eğilinen mesleklerin tüm saygınlığını çekip almış; hekimi de, avukatı da, rahibi de, şairi de , bilim adamını da kendi ücretli emekçisi yapıp çıkmıştır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsanlığın düşünsen gelişiminin önemli bir aşamasını saptayan bu değerli yapıtın ancak bugün -yazıldığından yetmiş beş yıl sonra- dilimize aktarılması ve Türk aydınları ile işçi sınıfına sunulabilmesi, bugüne kadar içinde yaşadığımız koşulların yürekler acısı durumunu gösteren çarpıcı bir örnektir.
Engels, Manifesto’nun 1888 İngilizce basımına yazdığı önsözde, yapıtın çeşitli dillerdeki çevirilerinden söz ederken bu Ermenice çeviriyi de anar. Ancak Engels’in edinebildiği bilgiye göre, bu çeviri yapılmış, ama yayımlanamamıştır:
‘Bu arada, ilginç bir olaydan da söz etmek isterim: 1887’ de Ermenice bir çevirinin elyazması İstanbul’daki bir yayıncıya teslim edilmiş. Ama adamcağız Marx’ın adını taşıyan bir kitabı basmaya cesaret edemediği için çevirmene kitaba kendi adını koymasını önermiş, gel gör ki çevirmen bunu kabul etmemiş...’
Memleketimde ve yeryüzündeki insanların çoğu mahrumdur bol bol düşünebilmek saadetinden. Vakitleri ve imkanları yok. O kadar çok çalışıyor, öyle yorgundurlar ki gece, altmış yaşında bile, yatağa girdikleri zaman uyku kurşun gibi bastırıyor. Belki uykuda rüya görülür ama düşünülmez.