Açıkçası çok mükemmel, bayıldım, beni aydınlattı diyebileceğim bir kitap değildi. Zaten 70 sayfalık bir kitaptan da çok etkilenebilmeyi beklemezsiniz. Kitapta kısaca doktor ve hastasının arasındaki felsefi tartışmadan bahsediliyor. Okuduktan sonra hayatın anlamının gerçekten ne olduğunu sordurtmuyor değil. Olayların akışı da çok sıkmıyor. En beğendiğim noktası ise diğer kitaplardan farklı olarak olay örgüsünün bir akıl hastası ile doktorunun arasında geçmesi. Aslında yazarın bize demek istediği, herkesin fikrinin önemli oluşu ve birine sırf sağlıklı, hali vakti yerinde diye fikirlerini göğe çıkarmamamız gerektiği. Bu açıdan gönlümü kazandı ‘Altıncı Koğuş’.