Kollarımızı
açıp ona doğru koşarken, kucağımızda bütün
hayatımızı, çektiğimiz bütün acıları, sıkıntılı
bekleyişimizi, uykusuz gecelerimizi, ağaran
saçlarımızı, dullarımızı, yetimlerimizi,
gözyaşlarımızı, iniltilerimizi, cesaretimizi, her
şeyimizi taşıyor, zaferle dönen o askere götürüyorduk.
...eğer dünyadaki
bütün insanlar, o gün bizim köyde olduğu gibi hep iyi şeyler düşünseydiler, çocuklarını,
kardeşlerini, babalarını, eşlerini bizim kadar çok
sevseydiler, belki savaş hiç başlamazdı.
...hiçbir şan, hiçbir şeref onu bana geri getiremez
ki! şan ve şerefin böylesini hiçbir ana hayal
etmez. Analar çocuklarını yaşasınlar diye
doğururlar, dünyada mutlu olsunlar diye
doğururlar...