Ey dağların, denizlerin öbür
tarafındaki insanlar, siz ki mavi göğün altında
yaşıyorsunuz, savaş neyinize gerek?
Ben toprağım, bana bakın! Ben herbiriniz için
aynıyım ve siz de benim gözümde eşitsiniz.
Demiri nasıl tavında dövmek gerekiyorsa, çekiç
darbelerini nasıl soğutmadan indirmek
gerekiyorsa, her kelimeyi de öyle tam
zamanında söylemek gerekiyordu. O anı
geçirince söz soğuyor, katılaşıyor, insanın
yüreğine taş gibi oturuyor ve bu ağırlığı kaldırıp
atmak hiç de kolay olmuyordu.
Eğer kendini böyle bırakıverirsen senin için çok daha kötü olur. Kendini umutsuzluk ve üzüntü içinde bırakmaya
hakkın yok, daha gençsin ve hayatını yaşamak
zorundasın...
Herkesin kanı, herkesin canı bir değil ki. Bazıları
uğradıkları felaketi pek çabuk unutarak yeni bir
yola girmekte hiç tereddüt etmediler. Bazıları ise
geçmişten kopamadı, kopma gücünü kendinde
bulamadı ve umutsuzca çırpınıp durdu olduğu
yerde. Aliman işte bu sonunculardan idi.
Olanları unutamıyor, yazgısını kabul
edemiyordu.