İyiyi, güzel ve yüksek şeyleri ne kadar anladıysam o kadar derinlere battım, sıkıştım kaldım içlerinde. Bundaki önemli nokta bu halimin tesadüfi değil de adeta kaçınılmaz bir nitelik taşımasıydı. Sanki bu hal bir hastalık, bir düzensizlik değil benim doğal halimdi. Sonunda buna karşı koyma isteğim bile kalmamıştı. Bu halin benim için doğal olduğuna neredeyse inananacaktım (belki de inanmıştım).
Size bir şey söyleyeyim mi anacığım, insan kendi halinde yaşayıp gidiyor da, yanı başında duran kitapta kendi hayatının tıpa tıp anlatıldığından haberi olmuyor. Eskiden dikkatini çekmemiş birçok şeyi kitabı okumaya başlayınca bir bir anımsıyor insan.