Fakat gençken, kalbimin cömertliğinden, ehemmiyet verebildiğim bu nevi ahbaplıkların·hepsi de bezgin ruhum için artık eskimiş, tavsamış ve gözümden düşmüştü. Gençlikte içimden duyduğum gibi bu dünyanın bir sahibi değil, fakat bir misafiri olduğumu bir an unutamıyacak kadar anlayınca bunlar gittikçe daha kuvvetle hissettiğim fanilik azabını artık oyalıyamıyor, bu zehirimi yatıştıramıyordu.
Bütün kuvvetlerini harcıyarak tekmil ruhlariyle oynıyan oyuncular arasında, siz, soğukkanlılığınızla, ve hiç değişmeyen hulyalarınızla, mızıkçılık eden bir oyuncu gibi kalıyorsunuz! Uykuda mısınız? Hala mı uyuyorsunuz? Yoksa, aşklarını ruhları mıza salan bütün dünya nimetlerine siz lakayt mı kalıyorsunuz? Bütün bu şeylerden ziyade, siz, yalnızca, hodgam ruhunuzun ra kitliğini mi seviyor ve ancak onu mu arıyorsunuz?
Fahim Bey! Siz hiç hastalanmaz mısınız? Yani, her günkü ha yatınızla zehirlenip bazı günler herşeyin rağmına olarak yatağı nızda kalmak istemez misiniz? Bazı geceler her günkü yatağını zın hatıralarına artık tahammül edemediğinizi duyup da başınızı almaz ve içinde bir tek hatıranız bulunmıyan bir bakir odaya va rarak içinde hiçbir rüya görmemi§ olduğumuz bir yatakta uyu mak ve yepyeni rüyaların kucağına sığınmak istemez misiniz? Vapurların, trenlerin, otel odalarının verdikleri rüyaların ihtiya cını siz hiç duymaz mısınız? Bu kadar yürüyorsunuz da hala bir inkılaba, bir infilaka varamadınız mı? Yahut, hala kendinizi arı yorsunuz da, kendinizi hala bulamadınız mı?