Diline dolalanan bir fiil olduğunda, dayarsın alnını sinesine boşluğun, salarsın ruhunu rüzgarlara...
Hiçbir şey durduramaz seni, alıp başını gitmek istersin ıssızlıklara, yalçın dağlara, henüz çıkılmamış yolculuklara...
Gerçekte ben bu ayrımcılığı yapmak istemiyorum. Altı gün erkeklerin gelip yararlandığı kitaplıktan yalnızca bir tek gün kadınlar yararlanmış olacak; bu ne büyük bir haksızlık? Biz bu örümcekli kafadan ne zaman kurtulacağız. Kadını erkeğin arkasına atan, onunla bir mecliste oturamayan, bir çatı altında kadın erkek birlikte bulunmak gerekince araya perde geren toplum hiç bu çağın toplumu olabilir mi?
"Kitap sevgisi diye bir sevgi vardır sanırım. Ana sevgisi, kardeş sevgisi, yâr sevgisi gibi bir sevgi. Bu sevgi insanın içinde doğuştan mıdır? Yoksa sonradan mı uyanır? Bunu bilmiyorum. Daha doğrusu, ben şöyle inanıyorum: Kitap sevgisi de bütün öbür sevgiler gibi doğuştan vardır; ama uyuyordur. Onun, zamanı gelince uyandırılması gerekir."
Cahilliği yok edecek ilaç bilim değil mi? Evet, bilim. İşte o da kitapların içindedir. Cahilliği ancak okumakla yenebiliriz. Karanlığı okuyup öğrenmekle, kafayı ışıklandırmakla yenebiliriz.